Makine bilimi ise şöyle diyecektir: “Yeryüzü, hiçbir kusuru olmayan, mükemmel bir fabrikadır.”
Ziraat bilimi de bu soruya, “Son derece verimli, her çeşit tohumu vaktinde yetiştiren kusursuz bir tarla ve mükemmel bir bahçedir.” diye cevap verecektir.
Ticaret ilmi ise diyecektir ki: “Dünya, gayet düzenli bir sergi, bir pazar ve malları sanatça çok kıymetli olan bir dükkândır.”
Gıda bilimi şöyle diyecektir: “Yeryüzü, gayet muntazam, içinde her türlü erzak bulunan bir ambardır.”
Aşçılık ilmi, “Dünya, içinde yüz binlerce çeşit leziz yiyeceğin beraberce, kusursuz bir düzenle pişirildiği Rabbanî bir mutfak ve Rahmanî bir kazandır.” diyecektir.
Askerlik ilmi ise diyecektir ki: “Yeryüzü bir kışladır. Onun ordusunda, her bahar mevsiminde yeni silah altına alınmış ve çadırları kurulmuş dört yüz bin farklı millet bulunduğu halde, her birinin erzakı, elbiseleri, silahları ayrı ayrı veriliyor; talimleri, terhisleri tam bir düzen içinde, hiçbiri unutulmadan, şaşırılmadan, bir tek Başkumandan’ın emriyle, kuvvetiyle, merhametiyle, O’nun hazinesinden gayet muntazam bir şekilde idare ediliyor.”
Ve elektrik bilimine, “Bu âlem nedir?” diye sorulsa, elbette şunu söyleyecektir: “Bu muhteşem kâinat sarayının çatısı, vazifesini düzen ve denge içinde gören sayısız elektrik lambasıyla süslenmiştir. Bu, o kadar harika bir düzen ve dengedir ki, başta güneş olmak üzere yerküreden bin defa büyük olan gökteki o lambalar, sürekli yandıkları halde dengeleri bozulmuyor, patlamıyor ve yangın çıkarmıyorlar. Sarfiyatları sınırsız olduğu halde gazyağları ve yakıtları nereden geliyor? Neden tükenmiyor? Niçin yanmalarındaki belli denge bozulmuyor? Küçük bir lamba bile düzenli bakılmazsa söner. Astronomi bilimine göre dünyadan bir milyon kere daha büyük olan ve bir milyon seneden daha uzun yaşayan güneşi kömürsüz ve yağsız yakan, söndürmeyen
Dipnotlar
- Haşiye: Dünya sarayını ısıtan güneş sobasına veyahut lambasına ne kadar odun, kömür ve gazyağı lâzım olduğu hesaplansın. Her gün yanması için –gökbilimcilerin sözüne bakılırsa– bir milyon yerküre kadar odun yığını ve binlerce deniz kadar gazyağı gerekir. Şimdi düşün ve onu odunsuz, gazsız bir şekilde sürekli yakan Kadîr-i Zülcelâl’in haşmetine, hikmetine, kudretine güneşin zerreleri adedince سُبْحَانَ اللّٰهِ مَا شٓاءَ اللّٰهُ ، بَارَكَ اللّٰهُ de.