31 – 40. Bâblar
Cevşen-i Kebir’in 4. onlusu. Arapça metni ve Türkçe mealiyle okuyun, tilâveti dinleyin.
يَا كَر۪يمَ الصَّفْحِ
Ey afv u müsamahası bol olan!
يَا عَظ۪يمَ الْمَنِّ
Ey lütufları karşılıksız ve büyük olan!
يَا كَث۪يرَ الْخَيْرِ
Ey iyilikleri pek çok olan!
يَا قَد۪يمَ الْفَضْلِ
Ey fazlı ezelî ve nihayetsiz olan!
يَا لَط۪يفَ الصُّنْعِ
Ey sanatı en latîf inceliklerle bezeli olan!
يَا دَٓائِمَ اللُّطْفِ
Ey lütufları devamlı olan!
يَا نَافِسَ الْكَرْبِ
Ey tasalarını gidermek suretiyle gamlı gönülleri ferahlatan!
يَا كَاشِفَ الضُّرِّ
Ey zararları kaldıran!
يَا مَالِكَ الْمُلْكِ
Ey mülkün yegâne maliki olan!
يَا قَاضِيًا بِالْحَقِّ
Ey her hükmünü hikmet ve adaletle ortaya koyan!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٣١)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا عَز۪يزًا لَا يُضَامُ
Ey izzetine hiçbir elin ulaşıp zarar veremediği ve karşı koyamadığı Azîz!
يَا لَط۪يفًا لَا يُرَامُ
Ey en ince noktalarına kadar her şeyi görüp bildiği hâlde Kendisi bir Mevcûd-u Meçhûl olan, verâların verâsında bulunan Latîf!
يَا رَق۪يبًا لَا يَنَامُ
Ey zâhir-bâtın her şeyi her an görüp kontrol eden ve Kendisi için uyku gibi avârız asla söz konusu olmayan Rakîb!
يَا قَٓائِمًا لَا يَفُوتُ
Ey her an ayrı bir şe’nde bulunan, kâinattaki tasarrufunda bir fasıla olmayan Kâim!
يَا حَيًّا لَا يَمُوتُ
Ey ölüm Kendisine asla uğramayan ve uğramayacak olan, hayatı Kendinden, ebedî hayy olan Hayy!
يَا مَلِكًا لَا يَزُولُ
Ey mülkü olan her şey ve herkes üzerindeki tasarrufu zeval bulmadan ebede kadar sürecek Melik!
يَا بَاقِيًا لَا يَفْنٰى
Ey Kendisi için fena söz konusu olmayan Bâkî!
يَا عَالِمًا لَا يَجْهَلُ
Ey olmuş-olacak, cüz’î-küllî her şeyi eksiksiz, tastamam bilen Alîm!
يَا صَمَدًا لَا يُطْعَمُ
Ey herkes ve her nesne Kendisine her zaman muhtaç olduğu hâlde Kendisi hiçbir zaman hiçbir şeye ihtiyaç duymayan müstağni Samed!
يَا قَوِيًّا لَا يُضْعَفُ
Ey hiçbir acze düşmeden dilediğini dilediği gibi icra eden kuvvet sahibi Kaviyy!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٣٢)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
وَاَسْأَلُكَ بِاَسْمَٓائِكَ
Allahım! Senden şu birbirinden güzel isimlerinin hakkı için diliyor ve dileniyorum:
يَا وَاحِدُ
Ey nazîri, veziri, dengi, benzeri olmayan bir yektâ Vâhid!
يَا وَاجِدُ
Ey aczi söz konusu olmayan kâdir u kâhir Vâcid!
يَا شَاهِدُ
Ey her şeyi ra’ye’l-ayn bilen Şâhid!
يَا مَاجِدُ
Ey mutlak fazl ve şeref sahibi Mâcid!
يَا رَاشِدُ
Ey en doğru noktaya ulaştıran Râşid!
يَا بَاعِثُ
Ey diriliş erleri gönderen ve ölümden sonra dirilten Bâis!
يَا وَارِثُ
Ey dilediğine dilediğini temlik eden gerçek sahip, Vâris!
يَا ضَٓارُّ
Ey sebebiyet verenlere göre zararları yaratan Dârr!
يَا نَافِعُ
Ey faydalı şeyler veren Nâfi’!
يَا هَاد۪ي
Ey hidayete erdiren ve gönülleri hidayete açan Hâdî!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٣٣)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَٓا اَعْظَمُ مِنْ كُلِّ عَظ۪يمٍ
Ey azamet ve ululuğu izafi büyüklüklerle mukayese edilemeyecek kadar büyük ve ulu olan Azîm!
يَٓا اَكْرَمُ مِنْ كُلِّ كَر۪يمٍ
Ey keremi bütün keremlerin üstünde olan iyilik ve ihsanı bol keremkâni Kerîm!
يَٓا اَرْحَمُ مِنْ كُلِّ رَح۪يمٍ
Ey sonsuz merhameti başka bütün merhametlerden üstün ve onların kaynağı olan Rahîm!
يَٓا اَحْكَمُ مِنْ كُلِّ حَك۪يمٍ
Ey hikmeti bütün hikmetleri aşkın olan, her şeyi yerli yerinde vaz’ eden Hakîm!
يَٓا اَعْلَمُ مِنْ كُلِّ عَل۪يمٍ
Ey sınırsız ilmiyle bütün bilgileri, bilenleri ve bilinenleri kuşatan, olmuş-olacak, cüz’î-küllî her şeyi bilen Alîm!
يَٓا اَقْدَمُ مِنْ كُلِّ قَد۪يمٍ
Ey hiçbir şey mevcut değil iken Kendisi var olan, varlığı ezelî olan Kadîm!
يَٓا اَكْبَرُ مِنْ كُلِّ كَب۪يرٍ
Ey kibriyâ ve büyüklük sadece Yüce Zâtına mahsus olan Ekber!
يَٓا اَجَلُّ مِنْ كُلِّ جَل۪يلٍ
Ey celâl ve azametiyle bütün nefislerde ürperti ve haşyet hâsıl eden Celîl!
يَٓا اَعَزُّ مِنْ كُلِّ عَز۪يزٍ
Ey eşi, benzeri olmayan yegâne galip ve Azîz!
يَٓا اَلْطَفُ مِنْ كُلِّ لَط۪يفٍ
Ey sadece Kendisi en ince noktalara kadar ihtiyaçları görüp gözeten Latîf!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٣٤)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي عَهْدِه۪ وَفِيٌّ
Ey her vaadini mutlaka yerine getiren Vefiyy!
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي وَفَٓائِه۪ قَوِيٌّ
Ey her sözünü her zaman gerçekleştirmeye muktedir olan Kaviyy!
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي قُوَّتِه۪ عَلِيٌّ
Ey sonsuz kuvvetin sahibi, kadri yüce, şanı yüksek, müteâl Aliyy!
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي عُلُوِّه۪ قَر۪يبٌ
Ey yüceliğiyle beraber yakınlardan yakın Karîb!
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي قُرْبِه۪ لَط۪يفٌ
Ey yakınlığıyla beraber görülüp ihata edilemeyen Latîf!
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي لُطْفِه۪ شَر۪يفٌ
Ey azamet ve ululuğuyla beraber âciz ve muhtaç kullarına lütuflarda bulunan Şerîf!
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي شَرَفِه۪ عَز۪يزٌ
Ey şan ve şerefinde eşi, benzeri olmayan yegâne galip ve Azîz!
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي عِزَّتِه۪ عَظ۪يمٌ
Ey büyüklük ve ululuğunu izzetinde gösteren Azîm!
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي عَظَمَتِه۪ مَج۪يدٌ
Ey azametinde zatî şan ve şeref sahibi Mecîd!
يَا مَنْ هُوَ ف۪ي مَجْدِه۪ حَم۪يدٌ
Ey şan ve şerefiyle herkesin hamd ü senasının biricik mercii olan Hamîd!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٣٥)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ خَاضِعٌ لَهُ
Ey her şey Yüce Zâtına karşı kemerbeste-i ubûdiyet içinde boyun eğen!
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ كَٓائِنٌ لَهُ
Ey her şey Kendisine ait ve Kendisi için olan!
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ مَوْجُودٌ لَهُ
Ey kâinattaki her şey Kendisini gösteren bir ayna ve O’nu söyleyen talâkatlı bir dil olan!
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ مُن۪يبٌ لَهُ
Ey her şey tam bir teslimiyet içerisinde Kendisine teveccüh eden!
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ خَٓائِفٌ مِنْهُ
Ey her şey gönlünün derinliklerinde haşyet edalı bir havf duygusu ile, her an üzerlerinde nigehbân bulunan Yüce Zâtından korkan!
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ مُسَبِّحٌ لَهُ
Ey her şey, bütün noksanlardan müberra, münezzeh, muallâ ve mukaddes olan Zât-ı Pâkini tesbih eden!
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ قَٓائِمٌ بِه۪
Ey her kimse ve her nesne sadece Kendisinin ayakta tutmasıyla kâim olan, ayakta duran!
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ خَاشِعٌ لَهُ
Ey her varlık huşû içerisinde Kendisine kullukta bulunan!
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ صَٓائِرٌ اِلَيْهِ
Ey her şey sonunda yalnız Kendisine dönen!
يَا مَنْ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ
Ey her şey mutlaka ölümü tadıp helak olan fakat Yüce Zâtı hep Bâkî kalan!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٣٦)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
وَاَسْأَلُكَ بِاَسْمَٓائِكَ
Allahım! Senden şu birbirinden güzel isimlerinin hakkı için diliyor ve dileniyorum:
يَا كَاف۪ي
Ey rahmet ve kudreti, kullarının ihtiyaçlarını karşılamada ve sıkıntılarını gidermede yeterli olan Kâfî!
يَا شَاف۪ي
Ey görünür ve görünmez hastalıklara şifalar bahşeden Şâfî!
يَا وَاف۪ي
Ey vaatlerini mutlaka gerçekleştiren ve nimetlerini tamama erdiren Vâfî!
يَا مُعَاف۪ي
Ey kullarına, nimetlerin en büyüklerinden olan sıhhat ve afiyet lutfeden Muâfî!
يَا عَال۪ي
Ey kadri yüce, şanı yüksek, müteâl Âlî!
يَا دَاع۪ي
Ey kullarını değişik işaret ve yollarla hak ve hakikate çağıran Dâî!
يَا رَاض۪ي
Ey sevdiği kullarını, bütün lütuflarından daha büyük olan rıza ve rıdvanına mazhar kılan Râdî!
يَا قَاض۪ي
Ey yarattıklarının ihtiyaçlarını gideren ve hükmünü adalet ve hikmetine muvafık olarak her zaman kullarının maslahatları istikametinde vaz’ eden Kâdî!
يَا بَاق۪ي
Ey Kendisi için fena söz konusu olmayan, varlığı ebedî olan Bâkî!
يَا هَاد۪ي
Ey hidayete erdiren ve gönülleri hidayete açan Hâdî!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٣٧)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا مَنْ لَا مَفَرَّ اِلَّٓا اِلَيْهِ
Ey Kendisinden başka, varlığın dağdağasından, masiyetlerin çirkinliğinden ve Cehennem azabından kaçıp sığınılabilecek bir himaye sahibi olmayan!
يَا مَنْ لَا مَفْزَعَ اِلَّٓا اِلَيْهِ
Ey Kendi sıyanetinden başka, değişik endişe ve korkular karşısında girilebilecek bir korunak bulunmayan!
يَا مَنْ لَا مَلْجَأَ اِلَّٓا اِلَيْهِ
Ey Kendi rahmet ve inayetinden başka iltica edilebilecek bir melce bulunmayan!
يَا مَنْ لَا يُتَوَكَّلُ اِلَّا عَلَيْهِ
Ey sadece Yüce Zâtına tevekkül edilen, başka bir tevekkül mercii olmayan!
يَا مَنْ لَا مَقْصَدَ اِلَّٓا اِلَيْهِ
Ey Maksûd-u Bilistihkak olan Yüce Zâtından başka teveccühte bulunmaya değer hakikî bir maksut bulunmayan!
يَا مَنْ لَا مَنْجَى اِلَّٓا اِلَيْهِ
Ey Kendi kapısından başka kapılarda necat ve felâha ermek mümkün olmayan!
يَا مَنْ لَا يُرْغَبُ اِلَّٓا اِلَيْهِ
Ey Kendisinden başka bizzat talep edilmeye layık bir matlup bulunmayan!
يَا مَنْ لَا يُعْبَدُ اِلَّٓا اِيَّاهُ
Ey Mâbud-u Bilhak olan ve Kendisinden başka ibadet edilmeye layık hiçbir şey bulunmayan!
يَا مَنْ لَا يُسْتَعَانُ اِلَّا مِنْهُ
Ey yardım ve inayet yalnız Kendisinden talep edilen, başka gerçek bir yardım mercii bulunmayan!
يَا مَنْ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِه۪
Ey Kendisinden başka hakikî bir güç ve kuvvet sahibi olmayan!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٣٨)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا خَيْرَ الْمَرْهُوب۪ينَ
Ey rehbet ve korku hisleriyle sadece Kendisine firar edilen!
يَا خَيْرَ الْمَطْلُوب۪ينَ
Ey Kendisinin talep edilmesi, talepler içerisinde en yüksek kıymeti ifade eden!
يَا خَيْرَ الْمَرْغُوب۪ينَ
Ey sadece yüce nezdindekiler rağbet gösterilmeye layık olan!
يَا خَيْرَ الْمَسْئُول۪ينَ
Ey bizzat Kendisi istenilmeye ve yalnız Kendisinden istenilmeye layık bulunan!
يَا خَيْرَ الْمَقْصُود۪ينَ
Ey sadece Kendi teveccühü değerler üstü değer ifade eden!
يَا خَيْرَ الْمَذْكُور۪ينَ
Ey bir tek Yüce Zâtının zikri kalblere itminan veren!
يَا خَيْرَ الْمَشْكُور۪ينَ
Ey şükür ve şükranla anılmaya en layık olan!
يَا خَيْرَ الْمَحْبُوب۪ينَ
Ey sevgisi her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağı olan!
يَا خَيْرَ الْمُنْزِل۪ينَ
Ey kullarının maslahatı için katından hep güzel ve faydalı şeyler indiren!
يَا خَيْرَ الْمُسْتَاْنِس۪ينَ
Ey hayatlarını üns billah atmosferinde sürdürenlere asla yalnızlık yaşatmayan!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٣٩)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.
يَا مَنْ هُوَ خَلَقَ فَسَوّٰى
Ey yaratan ve en mükemmel şekli veren!
يَا مَنْ هُوَ قَدَّرَ فَهَدٰى
Ey her canlıya bir ölçüye göre vücut urbası giydiren ve ona yaratılış gayesine giden yolları gösteren!
يَا مَنْ هُوَ يَكْشِفُ الْبَلْوٰى
Ey belâları def’ ü ref’ eden!
يَا مَنْ هُوَ يَسْمَعُ النَّجْوٰى
Ey en gizli fısıltıları bile duyup işiten!
يَا مَنْ هُوَ يُنْقِذُ الْغَرْقٰى
Ey maddî mânevî musibetlere maruz kalıp da boğulmak üzere olanları kurtaran!
يَا مَنْ هُوَ يُنْجِي الْهَلْكٰى
Ey helâke sürüklenenleri necata kavuşturan!
يَا مَنْ هُوَ يَشْفِي الْمَرْضٰى
Ey hasta kullarına şifa bahşeden!
يَا مَنْ هُوَ اَمَاتَ وَأَحْيَا
Ey maddî-mânevî hayat veren ve verdiği hayatı alıp öldüren!
يَا مَنْ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰى
Ey güldüren ve ağlatan!
يَا مَنْ هُوَ اَضَلَّ وَاَهْدٰى
Ey isyanda ısrar ederek kalblerindeki inanma istidadını köreltenleri dalâletleriyle baş başa bırakan ve dilediği kullarını hidayete erdiren, gönüllerini hidayete açan!
سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ (٤٠)
Sübhansın Allahım, bütün noksanlardan münezzehsin, yücesin. Senden başka ilâh yoktur. Eman diliyoruz Senden, muhafaza buyur bizi Cehennem’den.