İçeriğe geç

Şu kat’iyen bilinmelidir ki, yirminci asrı materyalist bir asra çevirmek için lâzım gelen her şey yapıldı. Ancak hiç beklenmedik bir şekilde, Cenâb-ı Hak dünyanın çeşitli kıtalarında, Efendimiz’in zâtını temsil eden içi-dışı nuranî kimseleri zuhur ettirerek, dinsiz ve materyalistlerin oynamak istedikleri bütün oyunları altüst etti. Maddecilik, hususiyle Müslümanların ruhuna tam hâkim olacağı bir dönemde ters yüz oldu. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati altmış sene evvel ifade ediyor ve bir meçhule doğru ellerini kaldırarak: “Korkmayın, artık küfrün beli kırılmıştır.” diyordu. Eğer altmış sene evvel küfrün beli kırıldı ise bugün artık o bütünüyle yere serilmiştir. İşin ehli olanlar bu neticeyi şimdiden görüyor, diğerleri de yakın bir istikbalde görecektir.

Küfür ilim mahfillerinde sürüm sürüm sürünmektedir. Çünkü küfrün hiçbir ilmî ve mantıkî izahı yoktur. Onun içindir ki onlar kendi düşüncelerini zorla, baskıyla kabul ettirmek yoluna girmişlerdir. Belli bir devrede bu iş için sokağa dökülenler, yaptıkları tecavüz ve zorbalıkla esasen düşünce adına kendi iflaslarını ilan ediyordu. Zira anlattıkları makul olsaydı bunun için silaha sarılmaya, yakıp-yıkmaya ihtiyaç duymayacaklardı. Aklî ve mantıkî bir izah, insanların, onların dediklerini kabul etmelerine yetecekti. Hâlbuki mihrap edindikleri değerlerden taviz verme pahasına dahi olsa, onlar düşüncelerini zorla kabul ettirme yolunu tercih ettiler. Çünkü dediklerinin ilmî hiçbir değeri yoktu.

Biz, dün de aynı şeyi söylüyorduk, bugün de aynı şeyi söylüyoruz, ileride de aynı şeyleri söyleyeceğiz. Zira bizim elimizde değişmeyen sabit hakikatler vardır. Madde ve fizik ötesi varlıkları kabul de bu hakikatler arasında bulunmaktadır. İnanıyoruz ki, çok yakın bir tarihte ruh, bir berzah hâlinde maddenin içine girecek ve bizler yepyeni bir düşünce coğrafyasının mimarları olacağız.

23