İçeriğe geç

O da, Hz. Yusuf’un kardeşlerine dediği408 gibi dedi: “Bugün size kınama yoktur. Allah sizi bağışlasın, O Erhamürrâhimîn’dir.”409

O, hayatında, tedbirde hiç kusur etmemişti. O’nun kadar tedbirle tevekkülü yan yana ve sımsıkı telif eden ikinci bir insan yoktur.

Bedir’e çıkarken ashabını denedi. Her biri bir atom bombası gibiydi.. ve tek başlarına bir orduya güç yetirecek gerilimi taşıyorlardı. Sa’d b. Muaz: “Sen atını Berk-i Gımâd’a kadar sür yâ Resûlallah! Bizden tek kişi dahi geride kalmayacaktır.” derken işte bu gerilimin örneğini veriyordu. Hele bu zatın devamla şöyle demesi ne kadar mânidardır: “Canımız işte burada, istediğin canı al yâ Resûlallah! Malımız işte burada, isteğin kadarını al ve istediğin yere ver yâ Resûlallah!”410

Asker hazırdı. Hepsi de âdeta birer Sa’d b. Muaz’dı. Ama bununla beraber, Allah Resûlü tedbirde kusur etmiyor, bir muharebe için gerekli olan bütün ön hazırlıkları eksiksiz yerine getiriyordu. Bu fiilî duadan sonra da ellerini açıyor ve kalbinin ta derinliklerinden yükselen bir yakarışla Cenâb-ı Hakk’a dua ve niyaza başlıyordu. Hem de öyle kendinden geçercesine dua edip yalvarıyordu ki, üzerindeki ridâsı yere düşüyordu da bundan haberi bile olmuyordu. Bu manzarayı seyreden Hz. Ebû Bekir, dayanamayarak yanına sokuluyor, ridâyı üzerine koyuyor ve: “Yeter ey Allah’ın Resûlü. Allah seni kat’iyen mahzun etmeyecektir, bu kadar yalvarış ve yakarış yeter.” diyordu.411

Evet, bir taraftan bu denli tedbir, diğer taraftan da bu seviyede Rabb’e tevekkül, ancak bu zirve insana müyesser olan apayrı bir hususiyetti…

Evrensel Rahmet

724