İçeriğe geç

Efendimiz daha birçok yere ve birçok kimseye mektuplar göndermişti. Bunlardan kimisi, davete icabet edip Müslüman olmuş, kimisi de Müslüman olmamakla beraber Allah Resûlü’ne karşı saygılı davranmıştı. Meselâ, Mukavkıs ki, Kıptîlerin hükümdarı ve bunlardan biriydi. Allah Resûlü, ona Hâtıb b. Ebî Beltea’yı göndermişti. Mukavkıs, gerçi Müslüman olmadı. Ancak Hâtıb’a, orada kaldığı müddet zarfında hep ikramda bulundu ve Allah Resûlü’ne de hediyeler gönderdi. Mâriye Validemiz de bu hediyelerden biriydi. Allah Resûlü, onu zevce olarak kabul buyurmuş ve ondan İbrahim adında bir çocuğu olmuştu.225 Ayrıca bu hediyeler arasında bir de beyaz bir katır vardı. Adı “Düldül” olan bu katır, o gün için Arab’ın gördüğü ilk katırdı.226

Kisra ise, Allah Resûlü’nden gelen mektubu parçalayıp yere atmış.. bu da onun kendi mülkünün parçalanması şeklinde tecellî etmiş ve kısa bir müddet sonra İran parça parça oluvermişti.227

Allah Resûlü, hükümdarlara, devlet reislerine ve değişik kabilelerin ileri gelenlerine bir mânâda bütün dünya ile oynamak demek olan şümullü bir tebliğde bulunuyordu.. ve O, her gün biraz daha sinelere giriyor, gönüllere taht kuruyordu. Sanki, O’nda kudsî bir cazibe vardı da, âdeta bir kısım sırlı iplerle insanları kendine cezbediyordu. O’nun cazibesine kapılan her fert ve cemiyet, aynı zamanda nur âlemiyle de bütünleşmiş oluyordu. O, gönüllere bu şekilde taht kurduktan sonra, artık O’na karşı mücadele etmek, güneşi balçıkla sıvamaktan farksızdı. Buna beyhude bir çırpınış da denebilir.

Nitekim, az sonra, öyle de oldu. O güne kadar direnenlerin hemen hepsi boşuna uğraştıklarının farkına vardı ve O’na dehalet ettiler…

222