Allah Resûlü, ikinci mektubunu Dihyetü’l-Kelbî ile Hirakl’e gönderdi. Hirakl, Roma İmparatoru idi. Hirakl’e gönderilen mektupta şunlar vardı:
“Allah’ın kulu ve resûlü Muhammed’den Rum meliki Hirakl’e; Allah’ın selâmı, hidayete uyanlar üzerine olsun! İmdi, Ben seni İslâm’a davet ediyorum. Müslüman ol selâmeti bul. Böylece Allah, senin ecrini iki kat verir. Eğer yüz çevirirsen, kendi yüz çevirişinin yanında, bütün yüz çevirenlerin vebali de sana yüklenir.
‘Ey Kitap Ehli, gelin aramızdaki müşterek kelimede birleşelim (Sizinle bizim aramızda mânâsı aynı bir kelimeye geliniz): Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım; ve Allah’ı bırakıp da kimimiz, kimimizi ilâhlaştırmayalım. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse işte o zaman: ‘Bizim Müslüman olduğumuza şahitler olun!’ deyiniz.’222”
Bu sözler Hirakl’e tesir etmişti. O gün orada, Ebû Süfyan da bulunuyordu.. ve hükümdarla Ebû Süfyan arasında şöyle bir konuşma geçti: Hirakl:
– Bu zatın nesebi nasıldır?
– Soylu ve asil bir nesebe sahiptir.
– Daha evvel atalarından böyle bir iddiada bulunan oldu mu?
– Hayır, olmadı.
– Ataları içinde hiç hükümdar var mıydı?
– Hayır, yoktu.
– Ona tâbi olanlar, zayıflar mı, ileri gelenler mi?
– Ekseriyet itibarıyla zayıflar.