İçeriğe geç

O’nun fetaneti hakkında söylenen birçok söz vardır. Bütün bu sözler bir araya toplansa, hacimli bir kitap olur. Biz, bunlardan bir ikisini naklederek, bu engin mevzuu da noktalamaya çalışalım:

“Ümmetin Fakihi” ve en âlimi unvanlarına mazhar Abdullah b. Abbas hazretleri buyuruyor ki: “İnsanların en faziletlisi ve yine insanların en akıllısı, sizin nebiniz, Hz. Muhammed Aleyhisselâm’dır.”267

Tevrat ve İncil’i didik didik etmiş, tâbiînin âlimlerinden Vehb b. Münebbih de, Allah Resûlü’nün fetanetini şu cümlelerle dile getirir: “Bütün insanların idraki, Allah Resûlü’nün idrak ve fetanetine nispeten, bir kum tanesinin, bütün dünyadaki kumlara nispeti gibidir…”268

b. BAZI ÖRNEKLER

Kâbe’nin Tamiri

Cahiliye insanı, âdeta fitnenin çocuğuydu. Sanki onların bütün vazifeleri ve yaratılış gayeleri fitne çıkarmaktı. Üçü bir araya gelse, muhakkak orada bir fitne tutuştururlardı. İşte bu insanları bir araya getirip, onlardan bütün medeniyetlere üstadlık yapacak çapta insanlar yetiştirmek, sadece Allah Resûlü’ne has bir mucizeydi ve bütün bunları o sema buudlu fetanetiyle yapıyordu.

Kâbe’nin tamiri, Efendimiz’in nübüvvetine tekaddüm eden yıllardan birine rastlar. Kâbe tamir edilmiş ve Hacerü’l-Esved’in yerleştirilmesi, kabileler arasında inşikak ve ayrılığa sebep olmuştu. Herkes bu şerefin kendisine ait olmasını istiyordu. O sırada Allah Resûlü henüz risalet vazifesiyle serfiraz kılınmış değildi. Bununla beraber bu vazife henüz çimlenip meyve vermese de O’nun ruhunda bir nüve hâlinde vardı. Ancak bir bahar bekleniyordu ki, bu tohum neşv ü nema bulsun.

248