Bugüne kadar Batı, kendi dinî değerlerini ve Hazreti Mesih’in tavsiyelerini kulak ardı ederek her kıt’aya savaş, kölelik ve sömürü götürdü, götürdü ve dünyanın çehresini kararttı. Şu anda o, insanların gönlünde yıkıp harabeye çevirdiği bir mânevî dünyanın enkazı arasında hep korkulu rüyalar görüyor ve her yerde uyanan akl-ı selim ve hür düşünce karşısında telâş içinde ve endişeli.. dahası işin neresinde hata ettiğini tam kestiremediğinden fevkalâde çaresiz, olabildiğine sarsık ve tepesine inmeye hazırlanan kendi kamuoyunun muhtemel yumrukları karşısında tir tir… O, bu ölçüde acınacak bir durumda olsun dönüp kendini gözden geçireceğine, insanları lükse, sefahate ve cismânî zevklere iterek, sırf bugünün kaoslarından sıyrılabilme adına tedâfüî bir mücadele vermekte.
Gerçi bu dünya, yer yer bilim ve teknolojideki başarılarıyla tatmin olmayı denemekte ve zaman zaman da servet ve konforla teselli olmaya çalışmakta ama, bunların hiçbirinin kalıcı bir mutluluk vaad etmediği ve insanoğlunun ebed arzusuna cevap veremediği de açıktır. Bu itibarla da o, çare diye ele aldığı hemen her şeyiyle insanlığın ümit ufkunu biraz daha karartmakta ve ruhî sefaletlerine yeni sefaletler katmaktadır.