Şimdi yeniden konuya dönelim: Bugün bazı Müslümanlar, belki Kur’ân’ın ibadet ü taate müteallik meselelerini biliyorlar ama; şeriat-ı fıtriye veya âyât-ı tekviniyeyi, yani kâinattaki câri kanunları bilemiyorlar; bilip uygulamaya koyamıyorlar. Onun için de sürekli mağlubiyet ve hezimet tokatları yiyip duruyorlar. Kâfirlere gelince, onlar Kur’ân’ın dünyaya ait meselelerini, hayata geçirebildiklerinden her zaman mükâfatlarını alabiliyorlar. Öyleyse bizler her iki kitabı da aynı seviyede, mütalaa edip hayatımıza hayat kılmakla, hem dünya hem de ukba saadetine namzet olduğumuzu düşünce ve tavırlarımızla isbat etme mecburiyetindeyiz.
79