İçeriğe geç

Hâsılı, yüze karşı yapılan medhiyeleri hazmedebilecek, hüsnüzanların verdiği farazî makamları reddedebilecek ruh olgunluğuna ulaşmamış kişilere medhiyeler düzme, onları baş aşağı götürebilir. Kim bilir, belki de (…) böyle birisiydi. O, etrafın şişirmesiyle kendini, önce müceddit, sonra Mehdi, sonra Mesih-i Mev’ud görmüş, sonra da bununla kalmamış hulûl ve ittihada inanarak dalâlete düşmüştür. Şahsen ben, (…)’ın da yoldan sapıttığı kanaatindeyim. Geçenlerde arkadaşlar Türkiye’de 15-20 kadar mehdiliğini ilan eden insandan bahsediyorlardı ki, bunların kaymaları da her hâlde aynı yollarla olmuştur.

Söz buraya gelmişken, yaptıkları hizmetlerle hemen herkesin takdirlerini kazanan arkadaşlara bir-iki hususu hatırlatmakta yarar var:

Asrın çilekeşi o büyük zat, o kâmet-i bâlâ, o serv-i revân yapmış olduğu onca devâsâ hizmetlere rağmen diyor ki: “Biz yapageldiğimiz hizmetlerle, ahir zamanda gelecek zatlara zemin hazırlıyoruz.”; “Sen, ey riyakâr nefsim! Dine hizmet ettim diye gururlanma. ‘Allah bu dini facir bir adamla da teyit ve takviye eder.’ sırrınca, müzekkâ olmadığın için, belki sen kendini o racül-i facir bilmelisin; hizmetini, ubûdiyetini, geçen nimetlerin şükrü ve vazife-i fıtrat ve farize-i hilkat ve netice-i sanat bil, ucub ve riyadan kurtul.”; “Güneşe müteveccih su kabarcıklarında güneşin aksi bulunur. Onlar karanlığa girdiğinde veya güneşle alâkası kesilince her şey de biter.” Onun bütün hâsiyeti güneşi tam aksettirebilmesindedir, yoksa o güneş değildir. Aynen öyle de, sen kabarcıklar misali, Allah’tan gelen şeyleri aksettirebiliyorsan ne güzel!

10