İçeriğe geç

4. Mağrem-mağnem, yani ganimet-meşakkat münasebeti içinde, Karun Hz. Musa gibi “ulü’l-azm” bir peygambere ümmet olma, hatta onunla aynı zaman dilimini paylaşma şerefine nail olmuş bir insandı. Hatta mânevî açıdan ona bağlı ve müntesip olmanın yanında, cibillî karabet itibarıyla da Hz. Musa’ya yakın olduğu söylenen biriydi. Bir bakıma o, peygamberlik sarayının içinde bulunuyordu.. bulunuyordu ama, bu yakınlığı değerlendirememişti. Allah da (celle celâluhu), Kur’ân’da ifade buyurduğu gibi onun cezasını hem dünyada verdi hem de ahirette katmerli olarak verecek.

Kur’ân, bahsini ettiğimiz hakikati, Hz. Peygamber’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) zevce olma pâyesine ermiş annelerimize hatırlatır ve der ki: “Ey Peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayâsızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır.”5 Yine Mekke gibi kudsî bir mekândan insanları alıkoymaya, ibadet etmelerini engellemeye çalışanlara “Kim orada böyle bir zulüm ile haktan sapmak isterse, ona o acı azabı tattırırız.”6 buyurarak bu kabîl mütecavizlerin acı akıbetlerini haber verir.

İşte Karun da, Hz. Musa gibi bir peygambere yakınlığın hakkını veremediğinden, böyle kötü bir akıbete maruz kalmıştır.. evet, “Kurbu’s-sultan, âteş-i suzân buved.”

126