İçeriğe geç

Evet, Nebiler Serveri’ne tazimde bulunma, saygı gösterme başka bir mesele, O’nu hüccet ve delil olarak kabul etme, hayatı ve paygamberliği itibarıyla O’na uymak başka bir meseledir. Yoksa, gerek rüya ve yakazalar, gerekse cinleri, şeytanları kullanma yolu ile –hafizanallah– bazı ahvalde inananlar doğru yoldan sapabilir; sapabilir ve kazanma kuşağında kaybedebilirler. Meselâ, Gulam Ahmed, böyle bir handikapın içine düşmüş ve kaybetmiştir. O, Yogizmde ve Hinduizmde, ruha kendi gücünü kazandırma konusunda ileri seviyede biri olduğundan, Müslümanlığın üstünlüğünü bu yolla ortaya koyma yolunu tutmuş ve dilini gırtlağına sokup altı ay bir şey yemeden durmaya çalışmıştır. Güya o, bununla Brahmanlara, Budistlere karşı İslâm’ın üstünlüğünü ortaya koymaya çalışmıştır.. çalışmış ve böyle bir yola girmiştir.

Rica ederim İslâm’ı anlatmanın yolu bu mudur? Ve neticede Gulam Ahmed sırasıyla “Mehdiyim, imam-ı muntazarım, peygamberim!” demiş ve en son hulûl ve ittihada inanarak “Ben Allahım!” demiştir.

İşte, cinleri, şeytanları kullanma insanı doğru yoldan çıkartacak böyle bir inhiraftır. Evet, bu tür meseleleri yani rüyalarla amel etme, yakazalara güvenme, cinleri kullanma.. hep böyle çok masumane, Müslümanlık duygu ve düşünceleri içinde başlar.. başlar ama bir de bakarsınız ki şirazeden çıkmışsınız. Şimdi konuyu, çoklarının dilbeste olduğu bir misal ile biraz daha açayım:

Bize düşen şey, Kitab’a ve Sünnet’e uymaktır. Meselâ siz göklerde gezip dolaşsanız, zaman-üstülük içinde Efendimiz’le buluşsanız, Cenâb-ı Hakk’ın değişik şekilde tecellîleri ile baş başa kalsanız.. işte bütün bunlar, Sünnet’i yaşamanın yanında ceviz kabuğu kadar yer doldurmaz.

152