Rüyanın bir diğer yanını Efendimiz şöyle anlatır: “Ahir zamanda en sadık olan şeyler rüyalardır.”3 Neden? Zira rüyaların arkasındaki gerçek, yani peygamberlik artık yok, hatta bir yönüyle vilâyet-i kübrâ da yok, doğrudan doğruya Efendimiz’le zaman üstü bir noktada görüşme ve emir alma da yok. Meselâ bir İmam Rabbanî, İmam Şazilî, Şah-ı Geylânî, Ahmet Rufâî, Bediüzzaman yok. Bizler hepimiz ümmî insanlarız. Bu açıdan hakikat âleminde,“mişkât-ı nübüvvet”ten alınacak şeyleri doğrudan doğruya elimizi uzatıp alamıyor, zaman üstü olamıyor, peygamberlerle belli kuşakta buluşamıyoruz. Hâlbuki Cüneyd-i Bağdadî “Ben doğrudan doğruya görüştüm, bana rüyamda şunları söyledi veya açıktan açığa bana şu emri verdi.” diyor.
İşte bizler bütün bunlardan mahrumuz. Durum böyle olunca, bunca günah, bunca karışıklık içinde Allah bize olan lütuflarını rüyalar yoluyla lütfediyor veya bazı saf gönüller sayesinde “yakazalar” vasıtasıyla içimize akıtıyor, başta Efendimiz olmak üzere birçok sahabe, evliyâ ve mukarrabînle görüştürüp buluşturuyor. Onun için Hz. Sahib-i Şeriat buyuruyor ki, “Ahir zamanda en doğru çıkan şeylerden biri de rüyalardır.”4
Allah Resûlü, bu rüyalara mübeşşirat5 diyor? Mübeşşirat; muştu, bişaret ve müjde ifade eden şeylere denir. Meselâ, siz bir gün rüyada görüyorsunuz ki Efendimiz geliyor ve sizin kakül-ü gülberlerinizden tutarak, alnınızdan öpüyor.. öpüyor ve: “Ohh, sizler Cennet kokuyorsunuz!” diyor. Siz “Neden yâ Resûlallah?” diyorsunuz, O da, “Tam gönlüme göre hizmet ediyorsunuz!” buyuruyor.
Dipnotlar
- 3 Buhârî, tâbir 26; Müslim, rüya 6.
- 4 Buhârî, tâbir 26; Müslim, rüya 6.
- 5 Buhârî, tâbir 4; Tirmizî, rüya 1.