İçeriğe geç

Evet, hepimizin bazen bu türlü mülâhazaların içine girdiği olur. Vazife ve sorumluluğumuzun içinde olmasa da, hatta Allah’la pazarlık yapma mânâsına gelse de, bu tür şeyler aklımıza gelebilir. Ama sonra, ihlâsımızla, samimiyetimizle bu yanlış anlayışımızı tadil eder, “Estağfirullah yâ Rabbi, bu bizi alâkadar etmez.. bize ne! Biz vazifemizi yapar, şe’n-i Rubûbiyetin gereğine karışmayız.” deriz ama, ne kadar istikamet üzere olsak ve ayağımızı sağlam bassak da hayal ve düşünce dünyamız yer yer bizi bu eğri büğrü düşüncelere götürüp kalbimizi kaydırabilir. Hemen arz edeyim ki, bu, iman adına kalbin kayması gibi affedilmeyen bir günah değil, belki masum bir seyyiedir.

Aslında, bizim için de başkaları için de o şanlı geçmişimiz, arzu edilmeyecek gibi değildir. Geleceğimiz de inşâallah o şanlı kökün sürgünleriyle geçmişe denk muhteşem olacaktır.

Ancak kıtmirce bir yaklaşım ile ben, ne geçmişin o şanlı Yavuzları, Kanunileri olmayı ne de geleceğin çok üst seviyede bu işi temsil edecek kudsîleri olmayı arzu ederim. Buna bedel günümüzde hizmet eden, sade ve basit bir nefer olmayı tercih ederim. Neden?

Çünkü:

208