İçeriğe geç
يَوْمَ نَطْوِي السَّمَۤاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِۘ كَمَا بَدَأْنَۤا أَوَّلَ خَلْقٍ نُع۪يدُهُۘ وَعْدًا عَلَيْنَاۘ إِنَّا كُنَّا فَاعِل۪ينَ

“O gün göğü, kitapları dürer gibi (toplarız). İlk yaratmaya nasıl başladıksa onu, yine öyle çevirir (yok eder)iz. Üzerimize söz; Biz bunu mutlaka yapacağız.”3

Semayı bir kitap gibi dürer ve bugünkü mahiyetinden uzaklaştırırız. Hareket ve hararet kalmaz, bir duraklama ve bir donma baş gösterir. Mahfazasından çıkarıp enzârınıza arz ettiğimiz kâinat kitabını kapatıp, evvelce olduğu gibi yine mahfazasına koyarız. Bütün mükevvenat bidayette nasılsa o hâle döner. İlkinde sebeplerin sukut etmesi gibi bu ikinci yaratılışta da sebepler sukut edecek ve kitabı dürdüğümüz gibi tekrar açacak ve zerratı yeniden yaratacağız.

أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّ اللّٰهَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَمْ يَعْيَ بِخَلْقِهِنَّ بِقَادِرٍ عَلٰۤى أَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتٰىۘ بَلٰۤى إِنَّهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

“Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye de kâdir olduğunu görmüyorlar mı? Evet, O, her şeye kadîrdir.”4

Gökleri ve yeri yaratıp bir sistem içinde vaz’eden ve bundan asla yorulup usanmayan bir Allah, ölüleri tekrar diriltmeye kâdir değil mi? Nazar-ı ibretle baksanız, her hâdisenin verâsında “Allah!” diyeceksiniz. O Allah ki asla yorulmaz ve dinlenme ihtiyacı duymaz. Başka bir âyette bu husus:

وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ أَيَّامٍ۠ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ

“Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık, Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.”5 şeklinde anlatılır.

İşte böyle bir Allah, ölüleri yeniden diriltmeye muktedir değil midir?

24