* * *
Vatan, orman değil, bir bahçedir. Onun tanziminde meyveli fidanların ve çiçeklerin çoğaltılmasına ihtiyaç vardır.
* * *
Bahçeyi ayrık otlarının işgaline terkedip, sonra da, “Ah felek!” deyip şikâyette bulunana bilmem ki ne demeli..!?
* * *
Nice güneşli, çimenli, çiçekli, pırıl pırıl yollar vardır ki, gider, öldüren çöllere ulaşır. Ve nice dikenli sarp patikalar da vardır ki, gider, sıratın Cennet yakasıyla kavşaklaşır.
* * *
En büyük hikmetlerden biri, “İnsan, dilinin altında saklıdır.” sözü olsa gerek… Bence, bundan daha büyüğü de, “Dost istersen, Allah yeter; arkadaş istersen, Kur’ân.” sözüdür.
* * *
İnsanlar, idraki ve idrak olunanı bilirler ama, idrak edeni bilemezler. Bilen ruhtur, akıl vasıta; gören ruhtur, göz vasıta…
* * *
Hareket, aklî veya tabiî sâikler neticesinde meydana geliyorsa hayvanî; iradî ve vicdanî sâiklere dayanıyorsa, o zaman da ruhî ve insanîdir.
* * *
Yokluk, korkunç bir hiçtir. Hiçlik, öyle sonsuz ve başdöndürücü bir sahadır ki, onda varlığı gösterir bir zerre bile bulmak mümkün değildir.
* * *
Şimdi dindara “mutaassıp” diyorlar. Taassup, bâtılda asabiyet gösterip, körü körüne ısrar etmektir. Hakta ısrar bir fazilettir ve mü’minin bu davranışı da kat’iyen taassup değildir.
* * *
İlâhî vâridâta dayanmayan felsefe, düşüncenin falsosudur.
* * *
Gerçek felsefe, ancak ve ancak Allah’ın insanı hikmete uyarması ile meydana gelen bir ruh ve düşünce çilesidir.
Hikmet
Aklın yolunu aydınlatıp ona yeni ufuklar açan bir ilâhî meşale vardır ki, onun aydınlığında bir senede kat’edilecek yollar bir saatte alınabilir: O da, fikirdir.
* * *