İçeriğe geç

Münafıklar haricinde, emre itaatteki inceliği kavrayamayan mü’minlerden üç kişi de sefere çıkamayıp geride kalmışlardı. Kim bilir belki de onlar, herkesin böyle bir sefere çıkmaya mecbur tutulmadığı şeklinde yanlış bir içtihatta bulunmuşlardı. Fakat Allah Teâlâ, وَعَلَى الثَّلَاثَةِ الَّذِينَ خُلِّفُوا97 buyurarak, onların yapmış olduğu fiili “tahallüf” olarak nitelendirmişti. Tahallüf, bir nifak sıfatı olduğundan dolayı da onlar, muvakkat bir süre semavî bir cezalandırmayla tecziye edilmişlerdi. Fakat o yiğitler, imtihanlarını en güzel şekilde vermiş ve netice itibarıyla semavî affa mazhar olmuşlardı.98

Sorudaki âyette Cenâb-ı Hak, خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ beyanıyla, münafıkların bu davranışlarının, Resûlullah’a (aleyhissalâtü vesselâm) muhalefet çerçevesinde gerçekleştiğini ifade buyurmuştur. Demek ki, Allah Resûlü’nün yolundan ayrılmak, insanı helâke sürükleyebilecek çok ciddi bir hatadır. Bu itibarla insan, ne olursa olsun asla O’nun izinden ayrılmamalıdır.

Virüsün Çevredekilere Bulaştırılması

Âyet-i kerimede sıfatları nazara verilen bu münafıklar, kendileri Allah yolunda mal infak etmekten, zahmet ve meşakkate katlanmaktan geri durdukları gibi; لَا تَنْفِرُوا فِي الْحَرِِّ “Bu sıcakta sefere çıkmayın!” diyerek diğer insanları da etkilemeye ve çevrelerine fitne ve fesat tohumları ekmeye başlamışlardı. Bazı insanlar vardır ki, onların dağarcıklarında her zaman fitne ve fesat sermayesi bulunur. Evet, onların yayları da okları da fitnedir. Gererler yaylarını ve sürekli fitne okları salarlar etraflarına. Habbeyi kubbe yapar, küçücük hâdiseleri büyütür ve sürekli hayırlı faaliyetlerin önüne geçmeye çalışırlar. İşte fitne ve fesada kilitli bu kişiler, Ensar ve Muhacirler arasında dolaşıp duruyor ve “Bu sıcakta harbe mi çıkılır; siz başınıza belâ mı açmak istiyorsunuz?” diyerek onları Bizans’a karşı yapılacak seferden vazgeçirmeye çalışıyorlardı.

117