İrfana ulaşmada takip edilmesi gereken bir yol olarak seyr u sülûk-i ruhanî basamakları da kullanılabilir. Aynı şekilde Hz. Pîr’in farklı bir yol olarak ortaya koyduğu acz u fakr ile şevk ü şükür de, irfan ufkunu yakalamada önemli bir disiplindir.91 Yani insan, Allah’ın inayeti olmadan elinden hiçbir şey gelmeyeceğini, kendisine ait hiçbir sermayesi olmadığı hâlde âdeta sultanlar gibi yaşadığını, dolayısıyla sahip olduğu bütün sermayenin Ganiyy-i Mutlak’tan geldiğini zihninde hep canlı tutmak suretiyle şevk ile coşup ciddi bir metafizik gerilime geçebilir.
Teemmül ile Kur’ân okumak da mârifet yolundaki çok önemli vesilelerden biridir. Bir Allâme Muhammed Hamdi Yazır, bir Beyzâvî, bir Ebu’s-Suud veya bir Âlûsî’nin ufkundan Kur’ân’ın kendine mahsus derinliklerine açılmak, onu yeniden nazil oluyor gibi duymak, insanı irfan ufkuna üveyk gibi uçurur ve onu sürekli metafizik gerilimde tutar.
Vicdanında mârifet inkişaflarına erebilmek için insanın, tevazu, mahviyet ve hacalet içinde hayatını sürdürmesi de bu yolun esaslarındandır. Zira mâneviyat büyüklerinden biri olan Yusuf ibn Hüseyin er-Râzî’nin ifade ettiği gibi her türlü hayrın sırlı anahtarı tevazu, her türlü şerrin anahtarı da kibir ve bencilliktir. Mağrur ve bencil insanlar başlarını hiç yerden kaldırmadan ömür boyu secdede dursalar yine de ulaşmaları gereken hedefe ulaşamazlar. Nitekim kudsî bir hadis-i şerifte Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur:
“Kibriya, Benim ridâm, azamet ise Benim izârımdır. Kim Benimle bu mevzuda yarışa kalkışır ve bunları paylaşmaya yeltenirse, onu derdest eder Cehennem’e atarım.”92
Hâsılı, görüldüğü üzere, irfan ufkuna ulaşma adına pek çok vesileye başvurulabilir. Zira Allah’a götüren yollar mahlûkatın solukları sayısıncadır.