Diğer yandan helâl ve haramlara riayet etme mevzuu, Allah’ın emirlerine riayet etmenin ve O’na karşı saygı duymanın bir ifadesi olması itibarıyla da çok önemlidir. Hem bir insanın helâli elde etme ve haramlardan da uzak durma adına ortaya koyacağı her türlü ceht ve gayret onun için ayrı bir ibadettir. Bir Müslüman’ın yasaklara karşı durması, belâ ve musibetleri sabırla göğüslemesi menfi yönden bir ibadet sayıldığı gibi, onun helâl rızık istikametinde gayret sarf etmesi de böyle bir ibadet sayılacaktır. Bunu, Cenâb-ı Hakk’ın إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِحُ يَرْفَعُهُ “Sözlerin en temiz ve en güzel olanı O’na yükselir. Onu da amel-i salih yükseltir.”254 kavl-i kerimiyle irtibatlandırmak da mümkündür. Burada hamd, tesbih, tekbir ve salavat gibi mübarek kelimelerin ancak salih ameller vasıtasıyla Cenab-ı Hakk’a yükselecekleri ifade buyurulmaktadır.
Demek ki, ister namaz, zekât, oruç gibi müspet olsun, isterse haramlara karşı ciddi tavır alma ve bu konuda ciddi bir gayret ortaya koyma gibi menfi olsun, her iki türüyle de ibadetler, Allah’a yükselecek olan kelimât-ı tayyibenin kolu kanadı mesabesindedir. Bu açıdan meseleye basit bir nazarla bakılmamalı, helâl ve haramlar mevzuunda çok hassas hareket edilmelidir.