İçeriğe geç

“Ölüm ansızın çıkıp geliverir; kabir ise, amel sandığıdır.”15 Dünya malı mezarda beş para etmez; insanın Karun kadar serveti de olsa orada işe yaramaz. Kabirde hora geçebilecek tek kıymetli metâ, salih ameldir; çünkü, o ancak salih amelleri içine alan bir sandukçadır. Bu itibarla da, akıllı insan, her an karşı karşıya kalabileceği ölüme hazırlıklı olan, beraberinde götüremeyeceği eşyaya bel bağlamayan ve hep öteler hesabına yatırımlar yapan kimsedir.

İşte, İnsanlığın İftihâr Tablosu, ömrünü hep bu anlayışa bağlı olarak sürdürmüş ve arkadan gelen ümmetine örnek olmuştu. O kendi irfan ufku, mârifet enginliği ve Allah’la münasebetteki derinliği itibarıyla çok aşkın bir kulluk çizgisi takip etmişti. Evet, O’nun, kulluktaki enginliği ölçüsünde, Cenâb-ı Hak’la ve ötelerle ayrı bir münasebeti vardı ki, biz buna “subjektif mükellefiyet” ya da “subjektif ubûdiyet” diyoruz. Zira, Allah Resûlü bunu tamim etmiyor, herkesten aynı çizgiyi izlemelerini istemiyordu; insanları zora koşmamak ve onlara takatlerinin üzerinde bir mesuliyet yüklememek için hep “yüsr” yolunu gösteriyor ve dinin özündeki kolaylığa dikkat çekiyordu. Fakat, kendisi o kulluğu en ağır şekliyle götürüyordu ve böylece, bazı yüksek himmetli insanlara da ibadetten öte ubûdiyet ve ubudet zirvesini işaret ediyordu.

36