İçeriğe geç

Şefkat Peygamberi Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir kadının, vefat eden çocuğunun başında feryat ü figân edip ağladığını, üstünü başını yırtıp uygunsuz sözler sarfetmekte olduğunu görür.. görür ve kadına yaklaşarak hem onu teselli etmek hem de sabır tavsiyesinde bulunmak ister. Kadın, Resûl-i Ekrem Efendimiz’i tanımadığından, “Git başımdan, sen benim başıma gelenleri bilmiyorsun!..” der, konuşmaya yanaşmaz. Peygamber Efendimiz, daha hiçbir söz söylemeden kadının yanından ayrılır. Orada bulunanlar, acılı anneye onun Allah Resûlü olduğunu söyleyince, kadın daha müthiş bir sarsıntı ile sarsılır; bilmeden Resûl-i Ekrem’e karşı saygısızlık etmiş olduğuna çok üzülür. Koşarak Efendimiz’in saadet hanesine varır; kapıda ne nöbetçi vardır ne de koruma, hemen içeriye girer; Efendimiz’den özür diler. Allah Resûlü ona cevab-ı hakîm olarak şunu söyler: “Sabır, musibetin ilk şokunu yediğin zamandır.”12 Evet, asıl ve makbul sabır, insanın başına bir felâket geldiği ilk anda onun bir imtihan olduğuna inanması, kadere razı olması, belâ karşısında dayanıp katlanması ve bağırıp çağırmaktan, yaka paça yırtmaktan, uygunsuz sözler sayıp dökmekten uzak kalmasıdır.

18