İçeriğe geç

Bir kere daha ifade etmeliyim ki, bunları insanî hisleri tamamen bir kenara bırakarak ve şefkat duygusunu görmezlikten gelerek söylemiyorum. Üzülmemenin, ağlamamanın ve o acıyı bir anda yüreğe gömmenin âdeta imkânsız olduğunu kabul ediyorum. Fakat, elimize, dilimize, tavır ve davranışlarımıza hâkim olmanın da irademiz dahilinde bulunduğuna inanıyorum. Nasıl ki, insan çok öfkelendiği zaman kötü sözlerle dilini kirleteceğine لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ14 diyerek ona hâkim olur, حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ15 sözüyle öfkesini bastırır; şehit yakınları da o acılarını dua ile bastırmalı, illâ bir şey söyleyeceklerse dillerini dua ve yakarışla meşgul etmelidirler. Meselâ, toplumumuzda vefat edenin arkasından Fatiha okumak âdet olmuştur; şehit yakınları da durmadan Fatiha okumalı ve böylece hem dua etmeli hem de dillerini kötü sözlerden korumalıdırlar. Vefat edenin ardından on bir defa ihlâs sûresi okunabileceğini de Hedyü’n-Nebî gibi bazı kitaplarda görmüştüm. Onlar on bir değil, gerekirse yüz on ihlâs okumalı ve böylece hem içlerindeki sıkıntıyı atmalı hem sevap kazanmalı ve hem de şehit için taze gül demeti mahiyetinde bir hediye göndermiş olmalıdırlar. İsyan edercesine bağırıp çağırma yerine böyle yapanlar, Cenâb-ı Hak’tan gelip kendilerine ulaşan bir sekînenin bütün benliklerini sardığını ve kendileri için eşsiz bir teselli kaynağı olduğunu göreceklerdir.

23