İçeriğe geç

Sözün özü, halvet ve uzletten murad, kalb hanesini ağyârdan temizleyip yâr ile hemdem olmaktır. Bu açıdan, halk içinde Hak’la beraber bulunan ve kesretin en uç noktalarında dahi sürekli tevhidi kollayan gönüller hep halvette sayılırlar. Buna mukabil, kalbini mâsivâdan temizleyememiş ve içinden ağyar mülâhazasını söküp atamamış kimseler, bütün ömürlerini uzlette geçirseler dahi yine de hakikî halvetin semerelerini hiçbir zaman bulamazlar. Halktan uzaklaşarak yalnız yaşamak ya da kalabalıklar arasında bulunup herkesle içli dışlı olmak mârifet değildir; asıl hüner, kulluğun hakkını verebilmek, Mevlâ-yı Müteâl’e sâdık bir bende olarak kalabilmek ve gönülden gelen samimî bir sesle O’nu her yana duyurmaya ve herkese sevdirmeye gayret etmektir.

248