Evlâtlarının sırtlarına vurup onları hizmete salan anne-babalar, özellikle de sinelerinde kabarıp duran şefkatten dolayı hasret ve hicranı daha derinden duyan anneler, ne mübarek ve güzel insanlardır onlar. “Git oğlum, yürü kızım; iyi yoldasınız, doğrular arkasındasınız. Bugün uyuşturucu kullananlar var, cismaniyetinin altında kalıp ezilenler var, bir şeytanî çukura yuvarlanıp bir daha doğrulamayanlar var. Allah’a şükür ki, siz O’nun yolundasınız. Kim bilir, şu hizmetleriniz sayesinde ötede bize de el uzatır, bizi de kurtarırsınız” diyen şefkat kahramanları, ne yüce, ne bahtiyar kullardır onlar… Çok büyük görünüyorlar gözüme, şefkat ve saygı hissi dolduruyorlar yüreğime. Birer âbide gibi duruyorlar önümüzde. İşte, Refia annemden ayırmadığım bu muallâ annelerinizi siz de çok aziz tutmalısınız. “Sırtında gezeceğim.” dese, tereddüt etmeden “İşte sırtım, bin anacığım.” demelisiniz. Kadının horlandığı, hakir görüldüğü ve kendi değerlerinden uzaklaştırıldığı günümüzde siz annelerinize en yüksek payeyi vermeli ve gerçekten Cennetinizi onların ayakları altında, onlara hizmette aramalısınız.
Ebedî Hüsran İhtimali ve Bir Teselli Vesilesi
Zinhar, bu konuda hataya düşmeyin, yanlış yapmayın. Unutmayın; anne-babanın hakkını gözetme meselesinde kaybedenler ebediyen kaybederler. Bu hakikate binaen, kolay kolay yemin etmeyen Nur Müellifi, vâlideynin hukukundan bahsederken birkaç defa, “sözüme kanaat et, kasem ederim şu hakikat gayet kat’idir…”11 demekten kendini alamaz. Başka eserlerde öyle konuşmaz; ele aldığı mevzuyla alâkalı sağlam deliller ortaya koymakla ve akla hitap etmekle yetinir. Fakat, söz konusu anne-baba olunca, âdeta çığlık olur inler; onların hor hakir görülmeleri ve istiskal edilmeleri karşısında feryat ü figân eder. Hakikati en tiz perdeden seslendirir ve hatta yeminler ederek bu gerçek karşısında ciddi olmaları için muhataplarını uyarır.
Dipnotlar
- 11 Bediüzzaman, Mektubat s.293 (Yirmi Birinci Mektup).