Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendisine büyü yapıldığının farkına varınca dua etmiş ve Cenâb-ı Allah’tan şifa dilemişti. Çok geçmeden Hazreti Cibrîl ve Mikâil (aleyhimesselâm) gelerek işin hakikatini Efendimiz’e haber vermiş; Allah Resûlü’nden alınan bir tarak saç-sakal ile hurma çiçeği kullanılarak Lebîd İbn A’sam tarafından yapılan büyünün Zervan kuyusuna atıldığını söylemişlerdi. Resûl-i Ekrem, bazı ashabıyla beraber o kuyuya gitmiş ve kuyuyu kapatmışlardı. Hazreti Âişe, “Yâ Resûlallah, sihri çıkardınız mı?” diye sorunca Efendimiz, “Hayır çıkarmadım. O sihri çıkarıp çözmekle halk arasında sihrin şuyû bulmasından endişe ettim.”5 buyurmuş; Cenâb-ı Hakk’ın, kendisine şifa verdiğini ve şifa bulmak için illâ sihri çözmek gerekmediğini belirtmişti. (Bazı rivayetlerde, Peygamber Efendimiz’in büyüyü kuyudan çıkardığı ama halka teşhir etmediği de anlatılmaktadır.)
Büyü Küfre Götürür
İslâm, büyüyü ve büyücülüğü kesin bir dille yasaklamıştır: Kur’ân-ı Kerim büyücülerin iflah olmayacağını belirtmiştir.6“Bir düğüme üfüren sihir yapmış olur; sihir yapan da şirke girmiş sayılır.” buyuran Resûlullah Efendimiz, sihrin büyük günahlardan ve helâk edici yedi cürümden biri olduğunu beyan etmiştir. Bir hadis-i şerifte eşlerin arasını açmak için efsuna başvurmanın, ipliğe okumanın ve büyü yapmanın şirk olduğunu söyleyen7 Peygamber Efendimiz, başka bir hadiste de, “Her kim falcıya, gaipten haber verene ve sihirbaza giderek onlardan bir şey sorar, söylediklerine inanır ve tasdik ederse küfre girmiş olur.” buyurmuştur.8 Bu hadisleri delil olarak getiren bazı âlimler, sihirbazın kâfir olduğuna hükmetmişlerdir.
Dipnotlar
- 5 Buhârî, bed’ü’l-halk 11; Müslim, selâm 43.
- 6 Tâhâ sûresi, 20/69.
- 7 Nesâî, tahrîmü’d-dem 19; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 2/128.
- 8 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/429; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 9/280.