İçeriğe geç

Başka bir tabirle, sizler Kur’ân-ı Kerim’den ve “Efendiler Efendisi”nden teveccühünüz ölçüsünde istifade edebilirsiniz. Yani أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي“Kulum Beni nasıl zannediyorsa Ben ona öyle muamele yaparım.”3 mantukunca siz Kur’ân’a ne kadar teveccüh ederseniz, o da size kapılarını o kadar açar. Peygamber’e saygınız ne kadarsa, o kadar açar kollarını size. Yürüdüğü yola, vardığı ufka doğru ancak o kadar yaklaşabilirsiniz.

Herkes aklının ve iradesinin hakkını versin. Allah bir akıl vermiş, öyleyse i’mal-i fikirde bulunsun, beyin sancısı yaşasın. Eski sözlere yeni sözler karıştırarak yeni bulamaçlar yapsın, insanlığa yeni şeyler sunsun. Eskileri, eski, renk atmış ve partallaşmış görüyorsa yeni şeyler yapmasını bilsin. Kur’ân-ı Kerim’in yeniliğini, Efendimiz’in gönüllerde hiç eskimediğini, bizim için daima bir “cânân” olduğunu hem kendisine anlatsın, hem de cihana. Bu mevzudaki mülâhazalarını sürekli yenilesin; yenilesinler ki, hem kendisini kurtarsın, hem de başkalarını.

Hz. Peygamber’in Diğer Nebiler Arasındaki Konumu

Hz. Üstad’ın yaklaşımıyla kâinata bir ağaç nazarıyla bakılırsa, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) o ağacın çekirdeğidir; eğer bir kitap misaliyle bakılırsa, o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir.4 Bir çekirdekten kocaman bir kâinat meydana getirmek Cenâb-ı Hakk’ın kudretine ağır gelmez ve zaten hep öyle yapıyor, çok küçük tohumlardan pek büyük meyveler yaratıyor. Onun yarattığı ilk çekirdek Efendimiz’dir.

52