Peygamber Efendimiz pek çok cihetle diğer peygamberlerden daha faziletlidir. Meselâ, Resûl-i Ekrem vazifesini yapıp gitmiştir; ama dini ve getirdiği mesajı devam etmektedir. اَلسَّبَبُ كَالْفَاعِلِ“Bir işe sebep olan, onu yapan gibidir.”5 sırrınca ümmet-i Muhammed’in sevaplarının bir misli Efendimiz’in defter-i hasenâtına kaydolmaktadır. Biz her ezandan sonra dahi O’na dua ediyoruz, … وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِي وَعَدْتَهُ“(Rabbim, Hz. Muhammed’i) kendisine vaadettiğin makam-ı Mahmud’a ulaştır.”6 diyoruz. Her gün değişik vesilelerle pek çok defa O’na dua ediyoruz. İçinde yaşadığımız çağdaki bütün fitnelere rağmen, hâlâ şu bir buçuk milyar Müslüman dünyasının en az bir milyarı, doğru ibadet ediyor; doğru ezan okuyor; doğru kâmet yapıyor ve her zaman Allah Resûlü’ne biatlarını yeniliyor ve O’na dua ediyor.
Kur’ân-ı Kerim, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinden her ismin a’zam mertebesinden geliyor. Efendimiz de ism-i a’zamın mazharıdır. Zaten ism-i a’zamın mazharı olmayan, ism-i a’zamın ve her ismin a’zam mertebesinin tecellîsi olan şeye muhatap olamaz, onu kavrayamaz. Mutlaka kendi mâyesinde onun bulunması, donanımının ona göre olması lazım. Evrensel bir peygamber, âlemşümul bir peygamber… Bu, şu demektir: İnsanlık ağacına ait bütün hususiyetler, çekirdek hâlinde onda vardır. Hangi peygamber olursa olsun; hangi mânâyı, hangi gerçeği, hangi hakikati, hangi ismin tecellîsini temsil ederse etsin; bunların bir numunesi, şöyle böyle bir esintisi Efendimiz’de mutlaka vardır. Makam-ı cem’in sahibi olması itibarıyla vardır. Dolayısıyla, diğer peygamberlerin birinde bir isim a’zam derecede tecellî etmiştir, öbüründe öbür isim a’zam derecede tecellî etmiştir; fakat Hz. Muhammed’de (sallallâhu aleyhi ve sellem) her ismin tecellîsi vardır ve O’na nâzil olan Kur’ân, O’nun donanımına göre her ismin a’zam derecesinde tecellî etmiştir.
Dipnotlar
- 5 Bkz.: Müslim, imaret 133; Tirmizî, ilim 14; Ebû Dâvûd, edep 115.
- 6 Buhârî, ezân 8, tefsîru sûre (17) 11; Tirmizî, salât 157.