İçeriğe geç

Bu kişilere ahirette kendi uzuvlarının yapmış olduğu şahitliğe itiraz etme hakkı da verilmeyecektir. Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُـكَلِّمُنَٓا اَيْد۪يهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَـا كَانُـوا يَــكْـسِـبُونَ“O gün ağızlarına mühür vururuz da elleri bize konuşur, ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.”96 Kur’ân’ın ifadesiyle, dünyada bazılarının yaptığı gibi orada da ağızlar mazeret beyanına kalkıp şöyle diyecek: “Başımızda bulunanlar bizi yoldan çıkardı. Onlar bize musallat olmasalardı biz bu hâllere düşmezdik.”97 İhtimal ahirette ağızlar bu tür diyalektiklere kalkışacaklarından, Allah onları mühürleyecek ve konuşmalarına müsaade etmeyecektir. Ağızlar sustuktan sonra da diğer uzuvlar işlenen hataları anlatmaya başlayacaktır.

Evet, bu dünyadaki bir kısım hata ve günahlar, öbür dünyada mahiyetini bilemeyeceğimiz çok farklı bir şekilde sahibine dönecektir. Bu açıdan insan burada öyle işler yapmalı, sahip olduğu her bir uzvu öyle isabetli yerlerde kullanmalıdır ki onların ahiretteki geriye dönüşleri insanı memnun ve mesrur etsin; âdeta onu kanatlandırarak Cennet yamaçlarında dolaştırsın. Sahip olduğu uzuvları günahlarla köreltmek ve kabiliyetlerini öldürmek yerine, yaratılış istikametlerinde kullanmak suretiyle onları daha da inkişaf ettirsin. Bunun yolu da bir ömür boyu doğruluktan, istikametten ayrılmamak, sırat-ı müstakimi bırakarak patikalara sapmamaktan geçer.

Adanmışların Yolu

174