İçeriğe geç

Bu açıdan mü’minlerin istikamet üzerinde derin derin düşünmesi gerekir. Acaba doğruluğun ölçüsü nedir? “Doğru ol!” emriyle Allah bizden ne istemekte, nasıl bir kulluk performansı ortaya koymamızı talep etmektedir? Hiç şüphesiz bunu anlamanın ve yaşamanın yolu, peygamberlerin kutlu yoluna tâbi olmaktan geçer. Geçmiş kavimler hayatlarını istikamet içinde geçirebilmek için kendilerine gönderilen peygamberlerine uymalıydılar. Ümmet-i Muhammed’in, istikameti yakalayabilmesinin tek çaresi de bütün peygamberlerin hakikatlerini kendinde toplayan ve makam-ı cem’in sahibi olan Efendimiz’e uymaktır. Bu açıdan şayet biz de Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) gibi müstakim bir hayat yaşamak istiyorsak, O’nun sünnetine ittiba etmeli ve O’nun yolunu takip etmeliyiz. Eğer bunu başarabilir ve istikametimizi kaybetmezsek, Allah da bize yerden ve gökten bereketler ihsan edecektir.

Şayet bir kavim doğruluktan ayrılmış ve istikametini kaybetmişse, Allah’ın ihsan ettiği nimetler bile onları baştan çıkarmaya matuf olabilir. Allah’ın, başlarından aşağıya yağdırdığı nimetler onların küstahlaşmasına sebep olabilir. Sahip oldukları servetler, makamlar, imkânlar onları baştan çıkarabilir de her geçen gün daha da şımarıklaşırlar ve öyle bir gün gelir ki, فَـقُطِـعَ دَابِـرُ الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۜ وَالْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَم۪ين“Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun ki böylece zulmedip duran o güruhun kökü kurutuldu.”90 âyetinde de ifade edildiği üzere Allah bu zalim kavmi hak ile yeksan eder. Yani bu kişilerin nail oldukları nimetler kendileri için birer mekr-i ilâhî, birer istidraç olur.

Evet, insan için yakalanması gerekli en önemli hedef, istikamettir. Yani peygamber yolunda olup olmama meselesidir. Hiç kimsenin peygamberlerin seviyesine ulaşması mümkün değildir. Fakat önemli olan, ulaşma gayreti içinde olmak ve onların sahip oldukları özelliklere sahip olmaya çalışmaktır.

170