İçeriğe geç

Keza meşru yoldan elde edilen ve Din-i Mübin-i İslâm’ı i’lâ etme ve toplumdaki yardıma muhtaç insanlara el uzatma yolunda kullanılan bir servet insan için büyük bir nimet iken, gayrimeşru yollarla elde edilen ve insanı küstahlaştırıp şımartan servet bir iptiladır. Günümüzde ihaleleri ve devletin bütün imkânlarını kendi hesaplarına değerlendiren, gecekondudan gelip kısa zamanda büyük servetlere konan ve bu servetlerini de bitmeyen hırslarını tatmin etme istikametinde kullanan zavallı insanların hâline bakınca onun nasıl bir musibete dönüştüğünü daha iyi anlarsınız. Servet, Hazreti Osman gibi bir kısım yüce şahsiyetlerin dikey olarak Allah’a yükselmesine vesile olduğu gibi, Karun gibi birilerinin de yerin dibine batmasına sebep olabilir.

İşte cemaat enaniyeti veya aidiyet mülâhazası da bütün bunlar gibi Allah belası bir virüs olmaya adaydır. Aslında farklı duygu ve düşüncedeki insanların ortak bir gaye ve mefkûre etrafında bir araya gelerek birlik oluşturmaları ve sonrasında bu potansiyeli iyilik ve hayır adına değerlendirmeleri onlar için büyük bir nimettir. Fakat Hazreti Bediüzzaman’ın da dikkat çektiği üzere şayet şahsî enaniyetler aidiyet mülâhazasıyla daha da kuvvet kazanıyor, esasında bir dantelanın farklı nakışları gibi olan cemaat, tarikat ve hareketler arasındaki nüanslar büyütülerek birer ayrılık ve çatışma vesilesine dönüşüyor ve haset duygusunun da sevkiyle insanlar alan kapma kavgasına tutuşuyorlarsa, işte o zaman aidiyet mülâhazası toplumsal bir maraz hâline gelir.

36