İçeriğe geç

Şiirin bir dış yüzü vardır ki, orada daha ziyade kelimeler, cümleler, ölçü, edâ gibi hususlar hâkimdir. İç yüzüne gelince; orada ruh, iç âleminde mayaladığı düşünceleri ifade için, yerinde çiçeklerin çehresi ve kelebeklerin kanatları gibi en süslü ve zarif cümleleri, yerinde kıvılcımlar gibi düştüğü yerde yangın çıkaran kelimeleri ve yerinde de neyin feryatlarına denk iniltiler meydana getirecek sözcükleri arar, bulur ve yerli yerine yerleştirir ki buna şiirin mûsikîleşmesi de diyebiliriz.

* * *

Sırlar ve işaretler şiirin ana kaynaklarından birisi olması itibarıyla, sırra ve işarete açık bir şiirde, olduğundan daha fazla bir genişlik ve ihata hissedilir. Ama bu ihata yine de şiirin harîmi içinde ve onun surları ile çevrilidir. Şiir tedâilerin kollarında buudlaşıp ve rengârenk mânâ iklimlerine doğru yayılıp genişlerken dahi yine kendidir.

* * *

Şiire, esas itibarıyla düşünce ve duyuşun birbiriyle kaynaşıp bütünleşmesinden meydana gelen bir ton hâkimdir. Ancak, insan bünyesindeki hipofiz bezi gibi, düşünce ve duygunun arkasında da onlara hükmeden ve her noktada kendilerini hissettiren niyet ve nazar gibi iki mühim unsur vardır ki, bunlar bütün beyit ve mısralara birer renk olarak akseder; fikrin ayağının kaydığı yerlerde onun elinden tutar ve hissin önünde bir sihirli lâmba gibi hep onun geçeceği yollara ışıklar saçarlar.

* * *

265