Bu yedi zattan her biri ayrı bir iklimde ikametle, oradaki ilâhî icraata nezaret eder; faaliyet-i Sübhâniye’yi alkışlar ve şuursuz varlıkların şuurdârâne hareket ve aktivitelerinin şuurlu bir temsilcisi olarak Cenâb-ı Hakk’a tayyibâtla mukabelede bulunurlar. Sofîlere göre, bu yedi zatın aynı zamanda belli birer makamı ve o makamlara göre de birer unvanları vardır:
Birinci bedîl, Hz. İbrahim Aleyhisselâm’ın kalbinin aksi ve izdüşümü mahiyetindedir; unvanı da “Abdulhayy”dır.
İkincisi, Musa Aleyhisselâm’ın kalbî hususiyetlerini haizdir, namı da “Abdulalîm”dir.
Üçüncüsü, Harun Aleyhisselâm’ın kalbine ayna durumundadır, hususî ismi de “Abdulmürîd”dir.
Dördüncüsü İdris Aleyhisselâm’ın kalbî özelliğini aksettirir ve “Abdulkadir” namıyla anılır.
Beşincisi, Yusuf Aleyhisselâm’ın kalbiyle murtabıttır ve “Abdulkâhir” unvanıyla meşhurdur.
Altıncısı, İsa Aleyhisselâm’ın kalbî muhtevasına bağlıdır, o da bu mazhariyetiyle alâkalı “Abdussemî” unvanıyla yâd edilmektedir.
Yedincisi, Âdem Aleyhisselâm’ın kalbi üzerinedir; “Abdulbasîr” namıyla bilinmektedir. Bu tespitlerin hiçbiri, âyât-ı Kur’âniye veya Sünnet’le müeyyed olmayıp, ehl-i keşfin müşâhedesiyle sabit ve yoruma açık hususlardandır; bu itibarla da, herkesin kabul etmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak, vazife, konum, mazhariyet ve unvan ne olursa olsun, ehlullah silsilesinde bulunanların hemen hepsi “ârif-i billâh”, Hak tarafından müeyyed ve musaffâ kalbleri, müzekkâ nefisleriyle de her zaman ilâhî esrara açık kimselerdir.
Ebdâl unvanı altında ricâlullahın yer ve vazifeleriyle alâkalı diğer bir tevcih de şöyledir: