Mukarrabîn, Allah’a yakınlıklarıyla ebrâr-üstü kurb kahramanlarının unvanıdır. Bu âli unvan, peygamberler ve meleklerin önde gelenleri için de söz konusudur. Hakk’a yakınlık hususiyetiyle serfiraz bu tali’liler, Hak yolunun mahir üstadları; hakikat meydanının “müşârun bi’l-benân” aslanları; yolculuklarını zirvelerde sürdüren üveyikler; seyr-i ruhanînin en önemli faslını bitirerek ikamete azmetmiş müsafirler; ulaştıkları ufkun vâridâtı adına görüp hissettikleri hakikatler sayesinde, fâniyât u zâilâta “min vechin” gözlerini kapamış haremgâh-ı ilâhî mahremleri; hevâ ve heves çerilerini aşk u iştiyak ordularıyla hezimete uğratmış gönül süvarileri; beden ve cismaniyetlerini kalb ve ruhlarının terkisine bağlamış mârifet erleri; fenâ çöllerini aşıp bekâ billâh bahçelerine ulaşmış huzur sultanları; Hakk’ı yine Hak’la görme ufkuna ermiş müşâhede ve mükâşefe kahramanları; Allah sevgisini tabiatlarının en belirgin rengi hâline getirmiş âşıklar ve Allah tarafından sevildiklerini hissetmenin zevkiyle mest u mahmur mâşuklar; يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ“O, onları sever, onlar da O’nu severler.”2 iltifatının tam mazharı öyle yiğitlerdir ki, biz hepimiz, mevcudatın gerçek rengini onların irfan merceğiyle görür ve duyarız; eşyanın melekût yönünü de yine onların, varlığın çehresine saçtıkları nurlar ile müşâhede ederiz.
Mukarrabînin sayılarıyla alâkalı ehlullah arasında bazı rivayetler var ise de, ki bu rivayetlerden birinde bunlar kutubdan sonra üç yüz “ahyâr”, kırk “ebdâl”, dört “evtâd” ve iki “imam”dan.. diğer bir rivayette ise, kutubdan sonra dört bin kişilik bir veliler ordusundan ibaret gösterilmiştir –bu rakamların hiçbirinde ittifak söz konusu değildir–. Adetleri ne olursa olsun, bu kurb kahramanlarının hemen hepsi de Hakk’ın en mükerrem ibâdıdır ve meleklerle aynı ledünnîlik ve aynı derinliği paylaşmaktadırlar.
Dipnotlar
- 2Mâide sûresi, 5/54.