İçeriğe geç

Bu mansıbın kahramanları bazen, zâhir hâlleri itibarıyla garîb görünürler. Ama, ilâhî maiyyete mazhariyetlerinin şuurunda olduklarından, ömürlerini hep طُوبٰى لِلْغُرَبَاءِ“Gariplere müjdeler olsun!”5 “ünsbahş” atmosferinde geçirir.. sürekli ötelerin esintilerini duyar.. ve iki âlemi birden yaşarlar.

Sofiyeden bazıları, ibtidâda sefer, intihâda ikamet mülâhazasında bulunmuş; bazıları, her ikisinde de ikamet kanaatini izhar etmiş; diğer bazıları da, her iki hâlde de “sefer” diyerek, baştan sona kadar her şeyi sefere bağlamışlardır.

Seferle alâkalı değişik yol ve sistemlerde, biraz da mizaç ve meşreplerin farklılığından kaynaklanan daha başka mülâhazalar da vardır ama, bunlar biraz da hususî ıstılahlara girdiğinden, umumî mânâdaki sefer mülâhazasının dışında kaldıklarını düşünerek biz şimdilik sadece Nakşîlerin, on bir tabire yükledikleri on bir esastan biri olan “sefer der vatan”a küçük bir işarette bulunup, diğer tabirlerin de birer cüz’î mânâsına işaretle yetineceğiz:

“Sefer der vatan”; hak yolcusunun fena huylardan, cismanî ve bedenî arzulardan sıyrılarak, melekî vasıflarla ittisaf etmesi mânâsına kullanılagelmiştir ki, Hz. Muhacir-i Ekber’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) اَلْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللّٰهُ عَنْهُ“Gerçek muhacir, Allah’ın yasak ettiği şeylerden uzaklaşıp hicret edendir.”6 beyanına mutabık düştüğü söylenebilir.

On bir esas ve on bir tabirden diğerleri de şunlardır:

1. Hûş der dem: Bu, sâlikin nefeslerini bilerek, duyarak alıp vermesidir ki, bu sayede o, her zaman âdeta bir zâkir sayılır.

2. Nazar ber kadem: Bu da, hak yolcusunun, bütün dikkatini, ayağını basacağı yere teksif edip, her zaman gözünü ağyârdan koruması ve gönül gözlerine başka hayallerin girmesine yol vermemesini ifade eden bir tabirdir ki, sâlikin, Hazreti Hak’tan başka her şeye kapanması yerinde kullanılır.

5