-Bir seferde Peygamber’le (sallallâhu aleyhi ve sellem) beraber bulunuyorduk. Derken, benim devem geri kaldı…
Bunun üzerine Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onu dürttü. Deve sıçrayıverdi. Bundan sonra artık Resûl-i Ekrem’in sözünü işiteyim diye dizginini kasıyor, fakat onu durduramıyordum.14
Enes b. Mâlik anlatıyor:
Hayberli bir yahudi kadını Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) zehirli bir koyun getirdi, O da ondan yedi. Daha sonra kadın Resûlullah’a (sallallâhu aleyhi ve sellem) getirildi. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) kadına bunun sebebini sordu. Kadın:
-Seni öldürmek istedim, cevabını verdi. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) da:
“Allah seni bana musallat edecek değildir.” dedi.15
Ebû Dâvûd’un rivayetinde ise, koyunun, kendi kolunun zehirli olduğunu haber verdiği kaydı bulunmaktadır.16
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:
Hücre-i Saadet’te bir kuş vardı; Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) dışarı çıktığı zaman oynaşır, çırpınır, ileri-geri gider gelirdi. Resûlüllah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) içeri girdiğini hissedince sakinleşir; O evde olduğu müddetçe O’nu rahatsız etmemek için hiç yerinden kıpırdamazdı.17
Enes b. Mâlik anlatıyor:
Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanların en güzeli, en cömerdi ve en cesuru idi. Bir gece Medine halkı gerçekten korktu da birtakım insanlar sesin geldiği tarafa gittiler. Resûlüllah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ise dönerken, onlara rastladı. Sesin geldiği tarafa doğru onlardan önce gitmişti. Ebû Talha’nın çıplak bir atına binmiş, kılıç boynunda:
“Korkmayın! Korkmayın!” diyordu. Ebû Talha’ya da “Atını rahvan bulduk.” buyurdu. Hâlbuki, bu at hantallığı ile meşhurdu. O günden sonra o at hiç geçilmedi.18
Dağların-taşların Peygamberimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) şehadetleri
Hz. Cabir anlatıyor: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem):
Dipnotlar
- 14 Buhârî, nikâh 10, 22; Müslim, müsâkât 112-113.
- 15 Müslim, selâm 45.
- 16 Ebû Dâvûd, diyât 6.
- 17 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 6/112, 150.
- 18 Buhârî, edeb 39, cihad 117; Müslim, fezâil 48.