İçeriğe geç

İşte bu esir, devrin hükümdarının maiyetinde bulunan bir körün tedavisine götürülür. Hastaya: Allah’a îman et ve benim yapacağım duayı tekrar et. Allah, sana şifa ihsan edecektir. der. Hasta Allah’a îman ettim. deyince ellerini açar Ey kendisine îman ettiğim, inandığım Allah sana inanan bu kulunun gözlerini aç diyerek dua eder. Körün gözleri açılır. Bu vak’a Buruç suresi münasebetiyle anlatılmıştır. Bu surenin ruhunda mündemiçtir.

Hükümdar, maiyetindeki o körün gözlerinin açıldığını farkedince: Senin gözünü kim iade etti? diye sorar. Ve Rabbim cevabını alır. Senin benden başka rabbin var mı? sorusuna da Benim rabbim de, senin rabbin de Allah’tır cevabını alınca o adamı tevkif edip, işkenceye maruz bırakır. Nihayet adam, Allah’a îmanına ve gözlerinin açılmasına vesile olan esirin yerini söyler. Hükümdar, o esir çocuğu buldurur. Yanına getirterek dininden dönmesini ister, ama döndüremez. Çeşitli yollarla öldürmek isterse de Allah’ın inayetiyle öldüremez. Bunun üzerine çocuk, hükümdara, kendinin nasıl öldürülebileceğini anlatır: Halkı, bir yere topla ve beni bir ağaca as. Sonra torbamdan bir ok al, yayın ortasına koy. ‘Bu çocuğun Rabbi’nin ismiyle’ de ve oku at. Böyle yaparsan beni öldürebilirsin. der. Hükümdar bütün halkı bir meydana toplayıp çocuğun dediği gibi yapar. O mübarek çocuk ölür. Fakat orada bulunan ve hadiseye şahit olan halk, îmana gelip Çocuğun Rabbi’ne îman ettik derler. İnanan insanlar filiz filiz çoğalır. O mübarek fikri her yerde neşretmeye, muhtaç gönüllere yerleştirmeye çalışırlar. Devrin firavunu olan hükümdar bunlara dayanamayarak heryere hendekler kazdırır, ateşler yaktırır ve inananlara zulümler eder.[37]

92