İçeriğe geç

Sadece bugünü yaşayan, gelecek perspektifleri ve ukba dertleri olmayan, yüzleri dünyaya dönük zalimler ise bin hasret ve nedamet yaşayacakları, ‘keşke’lerle iki büklüm olacakları karanlık bir akıbete sürüklenirler. Salihler Allah’a ve O’nun ebedî nimetlerine kavuşurken, o bedbahtlar yollarda kalırlar. Sızlanırlar, Allah’a yalvarıp yakarırlar, pişmanlık içinde kıvrım kıvrım kıvranırlar fakat kaçırdıkları fırsatları telafi etme imkânı bulamazlar.Mademki bizi bekleyen akıbet budur, o hâlde burada başa gelen sıkıntılar karşısında paniklememek, sarsılmamak, sabırla mukavemet etmek gerekir. Önemli olan, gidilen yolun doğruluğudur. Şayet Nam-ı Celil-i İlahi’nin her yerde bir bayrak gibi dalgalanmasını, rûh-u revân-ı Muhammedî’nin dünyanın dört bir yanında şehbal açmasını gaye-i hayal hâline getirmişseniz bela ve musibetler karşısında dimdik durmasını bilmelisiniz. Her şeyi yıkıp savuran, çınarları bile deviren muhalif rüzgârlar karşısında eğilmemeli, yerinizde sabit durabilmelisiniz. “Bu gaye-i hayalim gerçekleşecek olduktan sonra gelse celalinden cefa yahut cemalinden vefa, ikisi de cana safa, lütfun da hoş kahrın da hoş.” demeli ve yürümeye devam etmelisiniz.Hatta peygamberlerin ve onların sadık takipçilerinin yaptığı gibi yerine göre üzerinize gelen ifritlere karşı meydan okumalısınız. Nitekim türlü türlü ızdırap ve sıkıntılara maruz kalan Hz. Nuh’un (aleyhisselam), inkârcı ve azgın kavmine karşı sarf

ettiği şu sözler böyle bir meydan okumanın ifadesidir: ِ َفََعَلَى اِهلل َتََوَ ََّكَْلُْتُ َفََأَْجْ ِمُِعُٓوا َأَْمَْرَُكُْمْ َوَ ُشُ َرََكَآَءَُكُْمْ ُثَُّمَ َالَ َيَُكُْنْ َأَْمُُْرُُكُْمْ َعََلَْيُْكُْمْ ُغََُّمًَةً ُثَُّمَ اْقُْضُ ٓوا( ِإَِلَّيَ َوَ َالَ ُتُْنِْظُُِرُوِنِBiraz açarak meal verecek olursak:) “Şunu bilin ki ben yalnız Allah’a dayanıp güvendim. Siz de isterseniz bütün hile ve tuzaklarınızı toplayıp üzerime gelin. Ortaklarınızı da yardıma çağırın, yanınıza alın. Bütün hazırlıklarınızı yapın, bütün imkânlarınızı seferber edin ki içinizde ‘Keşke şunu da yapsaydık.’ diyeceğiniz bir ukde kalmasın. Sonra hiç beklemeden,

257