hırs ve düşkünlük ile “Rabbena, hep bana” şeklinde ifade edilen –tasvip edemeyeceğimiz– bir halk deyişiyle özetlenebilecek bir bakış açısıdır. Aslında bir insanın hem “Rabbena” demesi hem de Rabbe muhalefetin bir ifadesi olarak “hep bana” demesi, Allah’a saygı ve hak düşüncesi ile telif edilemez. Bu, malperestlik ve dünyaperestlikten kaynaklanan bir mülahazadır. Ne yazık ki insanlarda dinî duygu, düşünce ve Allah’a hesap verme şuuru zayıfladıkça bu tür hevesler ve hırslar öne çıkmaya başlıyor. Diğer bir ifadeyle din ve iman noktasında zafiyet yaşanması, dünyanın ebedî zannedilmesi, tevehhüm-i ebediyetten (ebediyen yaşayacakmış zannından) kaynaklanan bitip tükenmek bilmeyen arzu ve emellerin birbirini takip etmesi günümüzde bu tür problemlere sebebiyet vermektedir. Dolayısıyla bütün bu olumsuz duyguları baskı altına alabilecek bir şey varsa o da dinin bu mevzuda koyduğu hükümlere rıza göstermek ve dünyanın fâni olduğuna inanmaktır. Dünyanın fâniliğine dair efkâr-ı millete mal olmuş pek çok söz söylenmiştir:
“Bindirirler cansız ata, indirirler zulmete;Ne ana var ne ata, örtüp pinhân ederler.Ne kavim var ne kardeş, ne eşin var ne yoldaş,Mezarına bir çift taş diker nişan ederler.” ***“Çeşm-i ibretle nazar kıl dünya bir misafirhanedir,Bir mukim âdem bulunmaz ne acib kâşanedir,Bir kefendir akıbet sermayesi şah u geda,Bes, buna mağrur olan Mecnun değil de ya nedir?” ***“Mala mülke mağrur olma, deme var mı ben gibi;Bir muhalif rüzgâr eser, savurur harman gibi.”
İnsan tabiatında mala aşırı düşkünlük vardır. Bu duygu, İslami terbiyeyle kontrol altına alınmazsa her zaman bu tür problemlerle