İçeriğe geç

ayrı bir ihlas derinliği katarak malının bir kısmını gizli, bir kısmını ise açık infakta bulunuyordu. Açık infak yaparken başkalarına güzel örnek olma gibi bir vazife eda ediyor ve başkalarından geri kalmadığını gösteriyor; gizli infakta bulunurken ise bunu sadece Allah’ın bilmesini arzu ediyordu. Fakat bunların yanında bilhassa ilk dönemlerde bu hayır kervanına iki-üç avuç dolusu hurmayla, üç beş kuruşla iştirak edenler de vardı. Her şeyini verenlerin yanında malının yarısını, çeyreğini veya onda birini infakta bulunanların olması tabiî bir durumdur. Dolayısıyla günümüzde de aynı şeylerin olabileceğini unutmamalı, en küçük fedakârlıklar bile takdir edilip alkışlanmalıdır.Şunun da bilinmesi gerekir ki küçük fedakârlıkları takdir edip alkışlamak, meselenin bir yönünü teşkil eder. Meselenin bir diğer yönü ise insanlara sürekli seviye kazandırma peşinde koşmak, yeni hayır kapıları göstererek yeni hedefler sunmaktır. Zira bir insan için yapabildiği asgari vazifelerin ötesinde yapabileceği daha nice güzel, salih ameller vardır. Bu açıdan insan, hiçbir zaman dûn himmet (hedefleri basit) olmamalı, himmetini hep âli tutmalıdır. Her sabah vicdanında Allah’ı daha derin duymaya çalışmalı, dinin ruhuna vâkıf olmaya gayret etmeli, Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ile kalbî münasebetini daha da güçlendirmek için yollar aramalı ve çıtayı hep yükseltmeyi hedeflemelidir. Ulaştığı seviyeyi ise hiçbir zaman yeterli görmemeli, sürekli “Hel min mezîd?” (Daha yok mu?) diyerek atını mahmuzlamalı ve hep atını daha ilerilere sürmelidir. Hatta bir gün fenâ fillah ve bekâ billah mertebesine erse, yani sübuhât-ı vech şuaatı karşısında bütün varlık gözünden silinip gitse, bütün fâni şeyleri bir kenara atsa, cismani ve nefsani yanıyla yok olduktan sonra vücud-u câvidânîsiyle (insanın maddi varlığını aştıktan sonra ulaştığı mertebe) yeniden varlığa erse, kalb, ruh ve hisleriyle farklı bir diriliş yaşasa ve böylece başının, yükselebileceği noktanın semasına değdiğini görse yine de bütün bunlara rağmen “Allah’ım! Bana istidadımın üstünde kabiliyetler ihsan

53