Biz burada toprak ve arazinin sadece ekonomideki yeri üzerinde durduk. İslâm’da arazi hukuku ise başlı başına bir çalışma konusudur. Bu konuda Prof. Dr. Ali Şafak Bey’in “İslâm Arazi Hukuku ve Tatbikatı (İlk Devir)” adlı yayımlanmış bir doçentlik tezi vardır. İlgi duyanlar için tavsiye ederim.6
1. İslâm’ın Ranta Yaklaşımı
Halk dilinde ‘rant’ kelimesi, ‘kira’ anlamında kullanılmaktadır. İktisat terminolojisinde ise rant mefhumu, “Arzı tam inelastik (sabit) olan üretim faktörleri (meselâ toprak) için yapılan ödeme” şeklinde tarif edilmektedir.
İktisadî rant hakkındaki ilk açıklamalardan biri, 19. yüzyılın başlarında David Ricardo tarafından ortaya konmuştur. Bu dönemde rantın önem kazanmasının bir sebebi, kısmen Napolyon savaşları ve kısmen de artan nüfusun baskısı ile, gıda maddeleri fiyatlarının önemli ölçüde artmış olmasındandı.
Rant, İslâm’daki kölelik gibi, kaldırılamamış müesseselerden biridir. Bazı komünist ve sosyalist iktisatçılar, rant meselesinden dolayı İslâm’a hücum etmekte ve onu faize benzeterek, “İslâm hem faizi yasaklamış hem de aynen faize benzeyen rantı serbest bırakmıştır. Dolayısıyla İslâm’ın hükümleri arasında çelişki vardır.” diyerek demagoji yapmaktadırlar.
Hâlbuki durum, hiç de onların dediği gibi değildir.
Evvelâ, İslâm’da kira veya rant, kat’iyen diğer sistemlerde olduğu şekliyle ele alınmamış ve onların değerlendirdiği ölçü ile değerlendirilmemiştir. Zira kira, İslâm iktisadında asıl değil, sadece zaruretten dolayı ve şartlı olarak kabul edilen arızî bir gelir kaynağı ve bir kazanç vesilesidir. Nitekim, toprağın işletilmesi hususunu arz ederken bu mevzu üzerinde kısmen durmuştuk.
İslâm, toprağın aktif tutulmasını esas alır. Eğer toprak, birinin elinde aktif hâle getirilemiyor ve toprağın âtıl kalışı üzerinden de üç sene geçiyorsa, devlet, o toprağı onun elinden alır ve bir başkasına verir.
Dipnotlar
- 6 Ali Şafak, İslâm Arazi Hukuku ve Tatbikatı (İlk Devir), Erzurum, 1976.