Hazreti Musa ve Yûşâ’nın, bütün eski Filistin ve Şeria çevresinde böyle bir değişim ve dönüşüm başlatmaları; Hazreti Mesih’in Havarileri’nin Filistin’leri ve Efes’leri aşarak kadim Roma’yı temelinden sarsmaları; ilk İslâm mücahidlerinin bir çığlık olup nokta-i istinatsız yüreklere korkular salmaları, netice itibarıyla uğranılan ve ulaşılan yerlerde birer bahar rüzgârı ve bahar selleri gibi bir tesir icra etmiştir. Evet ulaşılan bütün bu yerlerde yıkılacaklar yıkılmış ve köhneleşen düşüncelerin yerine daha canlı, daha taze düşünceler, disiplinler ikame edilmişse, bunu tahrip değil, tamir saymak icap eder.
Öteden beri zâhirperest ve bir kısım sathî düşünceler, bazı olumsuz gibi görülen hâdiseleri hep karanlık görmüş, karanlık yorumlamış ve simsiyah mülâhazalarla seslendirmişlerdir. Oysaki, onların o kapkara gördükleri olaylar şimdilerde, bağırlarında Cennetâsâ baharları geliştiriyor.. her yanı kaplayan kar gibi, buz gibi vak’alar, bir umumî doğuş ve dirilişin bestelerini mırıldanıyor.. her zaman yeryüzünde müşâhede ettiğimiz o yaygın hırçınlıklar ve tabakât-ı beşer çapındaki krizler, bunalımlar, ruhların derinliklerinde ve muhakemelerin katmanlarında âlemşümul sulh ve emniyet düşüncesini ortaya çıkarıyor ve her şey âdeta hülyalarımızdaki dünyaların gerçekleşmesini hızlandırıyor.