Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun? Yıllar var ki, hep hayalinle oynaşıyorum; Kalkıp geleceğin inancıyla yaşıyorum… …………………………. Ümitle ışıldayan gönlüm seni bekliyor; Kâh göklerde uçup, kâh yerlerde emekliyor. …………………………. Her tarafta harap eller, baykuşlara bayram, Köprüler bir bir yıkılmış, yollar yolcusuz; Gelip uğrayanı kalmamış, çeşmeler susuz.. …………………………… Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril, gel! Beyaz atının üzerinde bir sabah erken; Gözlerim kapalı ruhumda seni süzerken, Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril, gel!
gibi gönülden çığlıklara ses verdi ve milyonlar, bu masmavi mefkûrenin büyüsüne kapılarak, her yerde sevgi mırıldanmaya başladı. Öyle ki, bu sevgi sağanağı zaruret ölçüsünde bir beklentiye bağlandığından, başlangıçta küçük bir iki sızıntıdan ibaretken, zamanla bir çağlayana dönüştü; dönüştü ve hemen her kesimin ümit dünyasında yepyeni bir dirilişin remzi olarak anılır oldu.
263