Süleymaniye’ye, Allah’a yükselme ve ulaşma yollarını remzediyor gibi değişik kapılardan girilir. Bu giriş bazı yerlerden düzayak, bazı taraflardan da biraz merdiven çıktıktan sonra gerçekleşir. Hazîreye başını soktuktan sonra herkes bahçede bir konsantrasyon yürüyüşü yapar ve hangi yandan olursa olsun ona ulaşmak için بِقَدَرِ الْكَدِّ تُكْتَسَبُ الْمَعَالِي “Sıkıntı ölçüsünde seviye elde edilir.”2 düşüncesini pekiştirmek üzere birkaç merdiven daha çıkmadan şadırvan bölümüne girilemez. Şadırvan bölümünde, mütekabil, aynı boyda ve birbirine bakan revaklar, ukbaya açık kapılara benzeyen halleriyle, mâbede koşanlara bir şeyler fısıldıyor gibi, onların ümitlerine tebessüm eder, endişelerine tekallüsler fırlatır ve hep mü’minin gönül dünyasının haremi sayılan mâbedin iç kısmına işaret ederler. Derken, herkes duygularıyla ikinci kez beslenmiş, herkes ikinci kez azığını almış, hazları köpük köpük Dost’la halvete yürür.. ciddî bir temkin ve olabildiğince bir edeple yürür ve kendilerini gönüllerin harem dairesinde bulurlar.
Dipnotlar
- 2 Bkz.: el-Münâvî, Feyzu’l-kadîr 4/505.