İçeriğe geç

Camiin bir diğer büyüleyici yanı da, günün değişik saatlerinde değişik pencerelerden içeriye yayılan ışık hüzmeleridir. Evet tam yedi kat üzere tanzim edilmiş iki yüz dokuz pencereden her zaman camiin içine ışık akar gelir.. bu renkli camlardan sızıp içeriye dökülen ışıklar, insanda ne romantik düşünceler ne romantik düşünceler uyarır. Şayet, daha sonra ilave edilen bir kısım nesepsiz nakışların tedai ettirdiği münasebetsizlikler olmasaydı, kim bilir ruhlarımız daha neler neler hissederdi! Evet,

“Mâbedin cephe cidarındaki loş pencereler, Güneşin sırtına bir ince tül atmış, esmer, Mütemâdî sağıyor dahile bir gölgeli nûr” (M. Âkif)

Yeryüzünde bulunan bizler her zaman, göklere ve gökler ötesi mâneviyat âlemlerine açılma arzusuyla, semaların derinliklerini, ötelerin ciddiyetini, sonsuzun ürperticiliğini gönüllerimize duyuracak bir ses ve soluğa ihtiyaç hissederiz. Tıpkı uzun bir sefere hazırlanan ruhun tam gerilime, eksiksiz zâd u zâhireye ve yol düşüncesine ihtiyaç hissettiği gibi ihtiyaç hissederiz. Buna duygunun, düşüncenin, ruhun gıda alması da denebilir ki, her yolcu ve her türlü yolculuk için kaçınılmazdır. Hiç şüphesiz, bu en hayatî gıda ve mânevî besin kaynağının semavî sofralar hâlinde inip kalktığı yerlerin başında da, derin tedai gücü, uhrevî motivasyonu, her parçası ayrı bir Cennet kapısına menfez sayılan aksesuarıyla mâbed gelir. Süleymaniye ise, bütün bunları tedai, tahattur ve tahayyül ettirecek engin, rengin ve zengin bir koleksiyon gibidir.

36