Asırlar var ki, topyekün insanlığın medyun bulunduğu bu Zât’ı, kendi kâmet-i kıymetine uygun bir veladet günü, veladet haftası, veladet ayı, ile tes’id edemedik.. tes’id etmek bir yana, O’nun kapı kullarına gösterilen alâka ölçüsünde O’na karşı tazimde bulunamadık. Aylar, yıllar ve asırlar boyu O’nun için şehrayinler tertip edilse, her gece O’nun için yüzlerce, binlerce neşideler söylense, yine O’nun hakkı ödenemez ve O’nun için bir şeyler yapıldığı söylenemez. Ne var ki, “Sultan’a sultanlık, gedaya da gedalık yaraşır.” düşüncesinden hareketle, “Hiçbir şey yapmamaktansa, az dahi olsa mümkün olanı yapmak daha iyidir.” diyor ve “Ebedî Risalet Sempozyumu” gibi konferansların her sene ayrı bir ülkede icra edilmesini.. ve belli bir zaman diliminin bu işe tahsisini.. ve mümkünse önümüzdeki yılın –tabiî O’nun dünyasında, O’na sadece bir yıl tahsis etmenin ne denli bir cimrilik ve vefasızlık olduğunu ruhlarımızda duymanın ezikliği, ârı ve hicabıyla– “Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) Yılı” olarak ilanını teklif ediyoruz.