İçeriğe geç

Kim ne derse desin, kim nasıl düşünürse düşünsün, öyle inanıyoruz ki, çok yakın bir gelecekte din, basiret buudlu, düşünce derinlikli vefalı temsilcileri sayesinde, mutlaka kendini bir kere daha temiz vicdanlara, salim akıllara ve müstakim ruhlara, küfrün, ilhadın hırçınlığına rağmen kabul ettirecek ve bir kere daha ölümsüzlüğünü bütün cihana duyuracaktır. Böyle bir kabul ve ilan aynı zamanda topyekün insanlığın, cihanşümul İslâmî değerlere yeniden uyanması ve senelerden beri bir insafsız ayrılığın pençesinde kıvranan aklî ve kalbî hayatın yeniden “şeb-i arûs”u ve beşeriyetin de son diriliş fırsatı olacaktır.

Ne var ki, muhakkak gibi görünen böyle bir bayram, bayram ve seyrana gidiyor gibi çok kolay olacağa da benzemez: Bahar, karın-kışın bağrında mayalanır.. çiçekler, tipiyle-boranla savaşa savaşa yol alır.. anneler bin bir sancıyla ve inleye inleye doğum yapar.. yavrular, her biri kendi dünyasına göre bu umumî ızdıraba dem tutarak dünyaya gelir.. sular, ne zorluklarla buğu buğu yükselir ve bulutlaşır.. rahmet damlaları, donduran soğuklar ve yakıp geçen şimşekler arasında billûrlaşır.. yağmur, gönülleri hoplatan tarrakalarla toprağın bağrına iner.. tohumlar çatlar, ölür, sonra rüşeymleşir; rüşeymler, sertlerden sert taş ve toprak tabakasıyla boğuşa boğuşa gün yüzüne çıkar.. saplar, filizler, bir ömür boyu yata kalka ancak başağa, goncaya ulaşabilir.. goncalar, haftalar ve aylarca boyunlarını bükerek Kudret’ten zuhur ve tecellî beklerler..! Evet, var olma yolunda hemen her şey ızdırap soluklar, ızdırapla yatar-kalkar ve ızdırap yutkunur.

17