Medeniyetin öncüsü olduğu iddiasını kimseye bırakmayan bu dost (!) dünya değil miydi ki, hemen her zaman bir kanlı kâbus gibi başımıza dikildi ve bizi ezdi, ezdirdi..! Bu dünya değil miydi ki, mazlumları bin bir tahkirle yerin dibine batırırken, zalimleri tebcillerle göklere çıkardı! Ve milletimizin aleyhinde değerlendirilebilecek sinek vızıltılarını top sesi gibi gösterip cihanı velveleye verdi; bizim, yeri-göğü inletecek canhıraş feryatlarımızı duymadı veya duymak istemedi. Evet, bir iki asır var ki, biz, en haince planlar, en zalimce tecavüzlerle kahrolup giderken, yıkılan yuvalarımızdan, sönen ocaklarımızdan yükselen çığlıkları yine sadece biz duyduk, biz inledik ve biz dindirmeye çalıştık. Şu anda da fazla bir değişiklik olmadığı kanaatindeyiz.
Oysaki, kendini alâkadar eden en küçük meseleler karşısında sağa-sola ültimatomlar çeken, donanmalar gönderen ve ambargolarla tehdit eden bu kendini beğenmiş kızıl ruhlu dünya, dün Osmanlı teb’asına yapılan zulüm ve haksızlıkları nasıl bir umursamazlık ve gönül rahatlığı içinde seyretmiş ise, bugün de Balkanlardan Orta Asya içlerine kadar olup biten binlerce faciayı aynı umursamazlık içinde görmezlikten gelmekte, hatta yer yer bu facia ve fazîalara sebebiyet verenleri alkışlamakta ve desteklemektedir.