Kendi hastalıklarını sezemedikleri gibi, milleti de hasta, aldanmış, aklı ermez ve cahil gördüler. Sonra da kendilerine tabasbus yapmayan herkese ve her şeye ilan-ı harp ettiler. İnsanlığın süratle yeni biri çağa doğru kaydığını, bu yeni çağın yeni politikalar istediğini bir türlü hissedemediler. O kadar edemediler ki, süratle akan bir nehrin üzerinde, bir meçhule doğru sürüklendikleri halde, nehrin sağında ve solundaki çer çöpe takılıp kalanlar gibi, bunlar da bir kısım köhne düşüncelere takılıp kaldılar ve bir türlü ileriyi göremediler.
Keşke, son demlerinde olsun, çevrelerindeki karakurulardan bütün bütün sıyrılıp tarihî hataları milletin gözünün önüne sererek, “Ey necip millet, işte sahte ve münafıkça faziletler, işte bu âlî kavmi sefil eden düşünceler ve işte asırlık kâbusların iç yüzü..!” deyip haykırabilselerdi! İhtimal ki, bu aslanca sayhalar, onların günahlarına kefaret, vatan evladının da gözünün açılmasına vesile olacaktı…
Çok yazık, bu kadarcık olsun yiğitçe davranamadılar! Sus ey sersem! Allah onları affetmek istemiyorsa davranamazlardı ki..!