İçeriğe geç

Mefhum kargaşası, bazen çok uzun süre nesilleri aldatabilir. Yıllarca akların kara, karaların ak kabul edildiği; zulmün, başına adalet tacını giydiği, adaletin zulme unvan olduğu; zift ruhların aydınlık havarisi kesildiği, gerçek münevverin kapı kapı kovulduğu; ve bu yengeççe yürümenin farkına varılamadığı ülke sayısı oldukça çoktur.

Bir toplumun aydınlığa kavuşup düşünce, tasavvur, kanaat ve ifadede kargaşadan kurtulabilmesi, hakikî mânâsıyla münevver bir kadroya sahip olmasına bağlıdır. Münevverlik, tahsilli olmakla karıştırılmamalıdır. Bir cemiyette, çeşitli ilim dallarında ihtisas yapmış insanlar, sanat ve maharet erbabı bulunabilir; ne var ki, o cemiyetin aydınlığa çıkması; fizik, kimya, matematik, hendese tahsili görmüş insanlardan daha çok, yaşadığı devri idrak içinde, kalb ve ruhun hayat ufkuna ulaşmış, irade ve zihniyle varlığa ermiş gerçek münevver ve güçlü iradelerle kabildir.. ötelerden gelen esintilerle, ruhlarına mayaladıkları hakikatleri hallaç edip gönüllerinde hiç sönmez birer ışık kaynağı meydana getiren, sonra da durmadan çevrelerine mesajlar göndererek yepyeni bir topluma giden yolları açan ve aydınlatan, millî kültüre yeni buudlar kazandıran gerçek münevver ve güçlü iradelerle… Medeniyet ve toplum bunların eseri; bunlar da doğru düşünce, doğru inanç ve millî kültürün eseridirler.

Her yeni medeniyet, yepyeni bir aşk, yepyeni bir iman hamlesiyle ortaya çıkar. Bu aşk ve imanın olmadığı yerde medeniyetten de eser yoktur. Bir de bu iman ve heyecanın bulunmadığı bir toplumda, istidatların gelişmesine engel despotça müdahaleler varsa, böyle bir iklimde, çeşitli ilim dalları sayesinde semalar aşılsa bile, medeniyetin var olduğu ufka ulaşılamaz ve orada medeniyetten söz edilemez. Hatta böyle bir vasatta, her nasılsa ortaya konmuş bir kısım medeniyet ürünleri dahi er-geç bozulup gitmeye ve çürüyüp yok olmaya mahkûmdurlar.

69