İçeriğe geç

Bu devrede, etrafı yalan ve mübalâğanın esiri bir sürü karakura bastı; her gün birkaç defa yeminini bozan, her defasında ettiği ahd ü peymândan dönen ve ebediyen vefa duygusundan mahrum bir sürü karakura!.. Lânet ediyor onlara yer ve yerdekiler, lânet okuyor onlara sema ve semadakiler.

Nereden çıktı bu kadar “cinsi bozuk, ahlâkı fenâ!” Hangi hâin bunlara bağrını açıp dâyelik yaptı!.. Hangi tali’siz bunları sinesinde büyüttü ve hangi uğursuz ağızlar bunlara buyurun çekti!..

Ah vefa, nerede kaldın! Bıktık şu her gün birkaç defa yeminini bozup ahdinden dönenlerden; her sözü mübalâğa, her davranışı sun’î nâmertlerden ve vefa duygusundan mahrum uğursuz gönüllerden!.. Ve neredesiniz, ey bir vefa düşüncesiyle sözleştiği yerde günlerce kıpırdamadan bekleyen vefalı dostlar!.. Neredesiniz, ruhuyla bütünleşmiş vefa timsali er oğlu erler!.. Neredesiniz, bir vefa uğruna harâb olup türâb olup gidenler ve çok bereketli bir devrin ak alınlı insanları!.. Kalkın, girin ruhlarımıza.. kamçılayın hayallerimizi ve boşaltın vefa adına ne taşıyorsanız hepsini sinelerimize; mertliği, yiğitliği, vefayı bütün bütün unutmuş sinelerimize!.. Bizleri bu yeniden diriliş yolunda Hızır çeşmesine ulaştırın! Gelin, gelin de şurada burada dolaşıp duran şu üç-beş vefalı insanı, ümitsizlik ve inkisardan kurtarın!..

Vefaya susamış neslimizin vefa düşüncesinin korunması dileğiyle…

38